Bu sitedeki son (ellinci) yazımı 23 Nisan 2024 tarihinde yazmıştım. Sonrasında Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan Türkiye Türkçesi Ağızları Atlası Projesi çerçevesinde Kocaeli genelindeki ağız derlemeleriyle ilgilendiğimden, uzunca bir süre yazı yazmadım. Bu boşlukta heybemde birikenlerin bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum. Sözünü ettiğim projeden bağımsız olarak kendi hatırladığım ilgi çekici ünlemlerimizi. İşte bizim ilgi çekici seslenme sözlerimiz:
ABII!: Bizim köylerimizde daha çok kadınlar tarafından kullanılan bir şaşırma ünlemidir. Daha çok miktarca veya hacimce büyük bir şey görüldüğünde kullanılır ama sadece onlara mahsus olduğunu söylememem. “Abıı, bu ne büüle!” (böyle), “Abıı, goçcaman oomuş!” (kocaman olmuş) gibi şaşkınlık cümlelerinde duyulur.
AA! / AAY!: Bizim oralara mahsus bir seslenme biçimi, bir ünlem. E ile değil a sesiyle söylenir. Ünlüyle başlayan akrabalık adlarına aay, ünsüzle başlayanlara ise aa şeklinde geliyor: “Aay͜ ana!” (Ey anacığım!), “Aa gocana!” (Ey büyükanneciğim!), “Aa çoçcazım!” (Ey çocukcağızım!) örneklerinde olduğu gibi sevgi, şefkat, yardım isteme duygusu gibi duygular barındırır. Herhangi birine seslenirken pek kullanılmaz. Öylelerine sadece adıyla veya varsa lâkap veya ünvanıyla seslenilir.
BAH!: Kandıra’nın köylerinde “Zannetmem!”, “Öyle değil!” anlamında ünlem. Bazı Anadolu ağızlarında “ba” ve “baa” biçiminde şaşma, korku, pişmanlık, beğenmeme ve öfke bildiriyormuş. Bizdeki “bah” biçimi ise edat olarak “evet, peki, olur öyle” yerine kullanılıyormuş. Bizdeki anlam hiç biriyle örtüşmüyor. Söz gelimi “Ahmet şehirde iş bulabilmiş midir?” sorusuna verilen “Bah!” cevabı, “Hiç tahmin etmiyorum.” şeklinde anlaşılır.
DOH!: Büyüklerimizden duyduğumuz bir şaşırma ünlemi. Şimdikiler çok az kullanıyor. Biraz kaba gibi. Sanki şaşkınlık ve şok hâlinde söylenen “Dur, oh!” ifadesinden kısalmış. “Bi kere düğüne gitti, bi de geldi; doh! Bubamiili (babamlar) düŋüllüğe (dünürlüğe) gideciimiş!”Bu ünlem Derleme Sözlüğü’nde yer almıyor. Kandıra ve çevresine mahsus olsa gerek.
EEY!: Bizim köylerimizde “Efendim!”, “Buyur!” anlamında kullanılan bir cevap ünlemi. İnsanlarımız şehirlileşmeden önce kendisine biri seslendiğinde böyle karşılık verirdi. Şimdi böyle karşılık vermek ayıp sayılıyor, bu ünlemi kullananlar görgüsüzlükle ve kabalıkla suçlanıyor. Medenîleştik artık.
HÖÖYMA!: Özellikle koyunlara bazen büyükbaş hayvanlara yönelik bir seslenme biçimi. “Örü” dediğimiz kır otlaklarına bu tür hayvanları götürüp getirirken çok sık kullanırdı bizim çobanlarımız. Onlara kontrol altında olduklarını, sağa sola sapmamaları gerektiğini hissettirmek için. Bazen de bir tarla ve bahçeye girdiklerinde zarar vermeden çıkartmak için böyle seslenilirdi. Köyde yaşayan rahmetli amcamdan çok duymuşumdur. Nur içinde yatsın…
İŞŞ!: Üşüdüğümüzde veya ani bir tehlikeye maruz kalıp canımız yandığında kullandığımız bir ünlemdir. Karlı soğuk bir kış gününde eve gelip şimdinin şöminesi bir ocağa ellerimizi uzatırken titreyerek bu ünlemi kullanırız. Öte yandan meyve soyarken bıçak elimizde küçük bir yara açtığında, sıcak bir kaba dokunduğumuzda elimiz yanarsa da aynı tepkiyi veririz. Bir kullanımı da çocukları avuturken kulllanılır. Canı acıdığı için ağlayan bir çocuk neresini tutuyorsa orayı elimizle hafifçe okşayarak teselli ederken de “İşş!” deriz. Bunu yaparken bir yandan da çocuğun acıyan yerine doğru hafiçe üfleriz ki acısı hafiflesin.
MAH!: Eski hayatımızın kaba ünlemlerinden biri. “Buyur, al!” anlamında kullanılırdı. Kendisinden istenen bir şeyi onu isteyene doğru uzatarak gözüne sokarcasına verirken söylenirdi. Çoğunlukla zoraki yani istemeden yapılan verme eylemine eşlik ederdi bu ünlem. Medeniyetle birlikte kaybolup gitttiğine üzülsek mi üzülmesek mi bilmem…
UŞAAK!: Şaşırma ünlemi. Rahmetli babaannemden çok duyardım. Bir şeyi unuttuğunu fark ettiğinde kendini kınamak için kullanırdı söz gelimi. “Uşaak, ben harmana gideciidim!” gibi. Aslında bizde bazı yörelerde küçük çocuk anlamında kullanılan “uşak” kelimesi yoktur. Derleme Sözlüğü, kelimenin Çorum ve Mersin Silifke’de “Hey, yahu vb. anlamında seslenme ünlemi olarak kullanıldığını yazıyor. Bizde durum farklı. Bu kelime bizde galiba “Hay Allah!” sözüne benzer bir anlamda kullanılıyordu. Şimdi kullanımdan kalktı sayılır.
YAH!: Bizim köylerimizde “Yok! Öyle değil!” anlamında kullanılan bir ünlem. Söylenişiyle biraz “Bah!” ünlemine benziyor ama kullanımı biraz farklı. “Bah!” ünlemindeki kadar iddialı değil. Biraz “Bana ne?..” havası taşıyor. Önemsememe duygusu aktarıyor gibi sanki. “Yok” kelimesinden türediği belli. Belki de “Yok yaa!”nın etkisiyle bu şekle bürünmüş.
ZAA!: “Besbelli, açıkça” anlamında gocanalarımızın (ninelerimizin), gocabalarımızın (dedelerimizin) kullandığı eski bir ünlem. Daha çok, söylenen bir sözü onaylamak için kullanırdı büyüklerimiz. “Üüle zaa!” derdi meselâ. “Öyle zāhir!”, “Besbelli ki öyle!” anlamında. Derleme Sözlüğü, kelimenin bu şekil ve anlamıyla Denizli ve Burdur’da da kullanıldığı bilgisini veriyor. “Açık, görünür” anlamındaki a’sı uzun “zahir” kelimesinin ilk hecesi ikincisini yutmuş, böyle tuhaf bir kelime ortaya çıkmış.
Bugünlük bu kadarıyla yetinelim.
