Kandıralılar Likya Yürüyüş Yolunda-Aygün AYNAGÖZ

Bizkandırayız adına bir çok program yapmaktayız. Müzik Topluluğumuz, kitap okuma topluluğumuz ve şiir topluluğumuz yanında birde zaman zaman yaptığımız toplu yürüyüşlere Bizkandırayız Yürüyüş Topluluğu demek hoşumuza gider oldu. Tescillenmiş bir isim değil. Dileyen herkes kendine benzer adlar koyabilir.
Geçtiğimiz aylarda müzik topluluğumuz ile çalışmalarımızı taçlandırmak adına İzmit Ferahnak Sanat derneği lokalinde izleyenlerin beğenisine mahzar olan konser verdik.
  En son şiir topluluğumuz ile birlikte Kandıra Yelken Sinemasında İlhan Berk anısına şiir gecesi düzenledik.
Yine yürüyüş grubumuz ile birlikte Seyrek ten Pınarlı köyüne kadar yürüdük Ağustos ayı içinde.

Aklımızda yapılması gereken işlerden biri daha vardı Likya yolu yürüyüşü. Nerden çıktı bu Likya, neresidir, neden Likya gibi soruları bölgeyi bilmeyenler sorabilir. Kısaca cevaplamak gerekirse Likya Yolu uluslararası tescillenmiş tamamen off road sayılacak buram buram tarih ve kültür kokan  bir yürüyüş güzergahı.


      Fotoğraflarda görecekleriniz iyi yerler. Bir çok yerde fotoğraf veya video çekemedik. Sebebi oldukça sarp ve tehlikeli olmasından kaynaklıydı.

Bu kadar zorlu olacağını bilmediğimiz yolculuk için daha önceden yol yürüdüğümüz arkadaşlarımızla konuştuk. Mazereti olanlar, katılmak istemeyenler oldu. Geriye Yalçın Akkan, Ergün Açıkgöz ve ben Aygün Aynagöz kaldık. Ve karar verdik. Gideceğiz. Hazırlıklara başladık, antremanlar yaptık, kendimizi 14 Eylül günü yürüyüşe başlayıp 20 eylül de bitirecek gibi toleranslı bir serüvenin içinde bulduk.

        Yaş ortalaması 55 üzeri kişiler için riskli sayılacak bir serüven. Fakat biz karar vermiştik artık Likya Yolu 1. Etabı tamamlanacak.

Ergün Açıkgöz benim araba ile gidebiliriz dedi. Kabul ettik. Gideceğimiz yerlerde dostlarımız var onları da görür hem motivasyonumuz artar hem de kendimizi daha rahat hissederiz diye düşündük.



Dalaman da yaşayan Altan Kayaöz ile haberleşip Dalaman lı dostumuz emekli öğretmen Ali Orhan’ın evinde kalıp sabah yola çıkmayı düşündük. İlk başta nezaketen söylemeseler de daha sonra çılgın olduğumuzu  söylediler.
      Sosyal medyada orada olduğumuzu yayımlayınca yine Dalaman da yaşayan çocukluk arkadaşımız Can Kaymak telefon etti. Buralara gelmişsiniz benim neden haberim yok diye. Ali öğretmenin yerini tarif ettik ve Can arkadaşımız ile birlikte buluşma imkanımız oldu.


     Akşam yemeği yerken aklıma gelen yakın bölgede yaşayan Yavuz Üstünkaya arkadaşımızı da çağırdık . Sağ olsun Yavuz da geldi. Aldı eline sazı bize çok güzel türküler söyledi. Sipsi ustası olmuş olan Altan abi ile birlikte. Çok güzel bir akşam geçirdik. Fakat geceyi daha fazla uzatamazdık. Kararımız vardı Likya Yoluna gidilecek.


      Can arkadaşımız özel işleri olmasaydı ve daha önceden haber verseydiniz bende katılırdım dedi. Hatta bölgede bir çok yer gezmiş olmasına rağmen Likya yoluna merakını da dile getirdi. Sağ olsun sabah saat 08 de bizi Ali Öğretmenin evinden alıp yola çıktık. Fethiye Ölüdeniz i gezip Kayaköy de fotoğraflar çektirip Likya Yolu başlangıç noktası olan Ovacık bölgesine geldik. Saat 9 olmuştu. Can arkadaşımızla vedalaşıp yola koyulduk.

       Gerçekten ne kadar yorucu ve zor olduğunu bilmediğimiz bir etap için yoldaydık. Nerede kalacağımızı bile bilmiyorduk. Fakat sorup öğrendiklerimizden fazla yürüyüşçü olmadığından gittiğimiz yerlerde kalacak yer sıkıntısı yaşamazsınız denmesi bizi biraz rahatlatıyordu.

      İlk etapta sabah yaptığımız kahvaltının etkisinden olsa gerek oldukça zorlu geçti. Ve ilk dersimizi aldık. Fazla yemekten kaçınmalıydık.


      Belli bir zaman sonra yaptığımız molalarda ki sohbetleri sanırım hiç unutmayacağız. Birbirimize moral vererek bir sonraki dinlenceye kadar yürüyor fakat o bitmeyen tepelerden dolayı oldukça geriliyorduk. İlk etapta çeşitli yürüyüş grupları ile karşılaştık.


Genellikle grup olarak, rehber eşliğinde gelmişler. Yaptığımız çalışmalarda öğrendiğimiz kırmızı beyaz çizgili işaretli taşlar ve üst üste konmuş taşları takip ederek ilk gün Kelebekler vadisinin üzerinde bulunan Faralya ya kadar yürüdük. Melisa pansiyonda kaldık. Sıcaklığı bizleri dinlendirdi. Çok güzel manzara demek istemiyorum çünkü sadece deniz, dağ, orman manzarası ve her biri birbirinden daha etkileyici yerler görmek zorundasınız. Kaldığımız pansiyonların tümü aile olarak işletmecilik yapan bölgenin yerli insanları. Hepsi birbirini tanımakta. Mehmet bey Melisa pansiyonun sahibi deneyimli bir işletmeci. Oldukça samimi ve yardımsever. Bölge hakkında anlattıkları ile bizim bilgi dağarcığımızı doldurdu diyebiliriz. Hele üzüm asmasından koparıp getirdiği üzümlerin nefis tadını unutmayacağız.


      İkinci gün Kabak Koyu ve Alınca ya varmak için yola çıktık. Yine dik bayırlardan indik. Ormanlardan geçtik, dik ve sarp kayaları aştık. Zaman zaman karşılaştığımız yaşları 60 ile 75 arası olan Alman bir grup vardı. Oldukça keyifli bir grup. Karşılaştığımızda selfi çeker olmuştuk birlikte.  


      Kabak koyu gözüktü. Yol üzerinde Kabak koyu nu gören bir çay bahçesinde nefis manzarayı seyrederken ikram edilen çayımızı içtik. Buraya kadar gelipte Kabak koyu nda denize girmemek olmaz deyip oldukça uzun  inişi olana koyda denize girmeye karar verdik. Gerçekten çok güzel bir koy. Fakat denize girmek için bu kadar eziyet çekilirmi diyerek kendimizi şakayla karışık sorguladık. Yaklaşık iki saat suya girdik ve dinlendik. Güzel zaman geçirdik.


Nereye gideceğimizi yolun istikametini algılamaya çalışarak Şelale denilen yer olduğunu, oradan çıkıp Alınca’ya varacağımızı öğrendik. Çıktık yola. Başta dere boyunu takip ettik. Su yoktu tabi ki. Mevsim itibarıyla dere kurumuş. Bize yaklaşık yediyüz metre sonra şelale karşınıza çıkar dediler. Fakat o bitmek bilmeyen yediyüz metre özellikle beni çok etkiledi. Dik bayır, büyük güzel ağaçlar, sarp kayalara selam verirken artık öfkemizi onlara belirtiyordum yorgunluktan. Meğerse bu lokasyon en zor üç parkurdan biriymiş Likya yolunun. Çok zaman kaybettik yolda. Artık hava kararıyordu ve ben tükenmiştim.

Kendimizle dalga geçerek motive olmaya çalışıyorduk. Ergün abiyi önden gidip kalacağımız yeri belirlemesini istedik. Ben çok sık mola vermek zorunda kalıyordum yorgunluktan. Hava kararmak üzereydi. Köy gözüktü. Suyumuz da bitmişti. Köyün başında kurulu bir yörük bahçesine kendimizi attık yalçın la birlikte. Soğuk buz gibi ayran ve suyumuzu içtik. Biraz daha nefeslenip yakındaki pansiyona yerleştik. Alınca da Ramazan beyin sahip olduğu pansiyonda kaldık. Akşam yemeği ile birlikte sabah kahvaltısı da içindeki hizmette güzeldi.


Alınca dan sonra sırada Ge köyü, Yediburunlar ve Bel köyü vardı. Sabah son hazırlıklarımızı yapıp çıktık yola. Bir müddet asfalt yolda yürüdükten sonra orman yoluna girdik. ( sırtımızdaki çantalar ile asfalt yolda 30 kilometre yürümek orman ve dağlık yolda 10 kilometre ile eşdeğer olduğunu anladık) Ardından yine kayalıklı yol. Ge köyüne doğru yine asfalt yol başladı. İlk konaklama yerinde durup molamızı verdik. Epey bir istirahatten sonra devam ettik. Alman grup bizi orada geçti. Belli ki onların ilk yürüyüşü değildi ve her biri çok sportmendi.


      Yine dağ bayır yürüyüşümüz başladı. Geriye baktıkça çok etkileniyorduk. Biz buraları nasıl geçtik diye. Zorluk derecesi zaman zaman özellikle benim sınırımı zorluyordu. Durabileceğimiz güzel manzaralı yerlerde fotoğraf çekiliyor hem eğleniyor hem sohbet ediyorduk. Panorama denilen yerde Alman grup oturmuş eğlenerek istirahat ediyorlardı. Orada yolu biraz karıştırdık . Bazı yerlerde izler silinmiş, karıştırılmış yada ortadan çeşitli sebeplerle kaldırılmıştı. Zaten izleri bulmak bile ayrı bir maharet gerektiriyor. Yediburunlar koyuna inmeden neyse ki nadir karşılaştığımız bir arabaya sorduk, yanlış yolda olduğumuzu öğrendik. Moralimiz bozuldu azıcık. Kısa bir moladan sonra yola koyulduk. Yine kayalıklar, ağaçlıklar ve dik yamaçlardan işaretleri takip ederek devam ettik.  Köye yaklaşırken suyumuz bitti. Çok susuzluk çekmeden köyün girişindeki ilk mola yerinde biraz daha istirahat ederek geceyi geçireceğimiz yeri soruşturduk. İki tane tavsiye edilen pansiyondan Fatma Hanım’ın yerini seçtik.


Pansiyon girişinde hamur açan Fatma hanım bize odamızı gösterdi. Sıcak karşılaması içten davranışları çok hoşumuza gitti. Gece düğüne gideceklermiş. Bizi de davet etti. Oynarmısınız? Dedi. Biz Kandıralıyız. Kapı gıcırtısına bile oynarız deyince kahkahayı patlattı. İlk kez böyle bir şey duydum dedi. Yaptığı hamuru pişirip tereyağına bandırıp bize ikram etti. Epey dinlendikten sonra akşam yemeğini yedik. Akşam yemeğinde kuzu eti bile vardı. Fatma hanım eşi ve oğluyla birlikte beni de yanlarına alarak düğüne gittik. Bildiğimiz köy düğünleri gibi bir düğündü. İçten, samimi insanların eğlencesini seyrederken oyun havaları benim istediğim gibi olmadığı için oynamadım.


Sabah kahvaltısının ardından önce Fatma hanımın oğlu Ramazan bizi Sdyma antik kentine götürdü. Kısa bir tur attık orada. Biraz fotoğraf çektik. Ramazan bizimle beraber gelmedi. Meğer o bölgede konuştuğu kız varmış. Ailesinin görmesini istemedi. Tekrar pansiyona döndük. Borcumuzu ödedik, vedalaştık ve çıktık yola.


     Hedefimiz konusunda tereddütler yaşıyorduk. Patara ya kadar mı yoksa başka bir yerleşim alanına mı gidelim diye. Çok zorlu yolları geçmiştik. Zorluğa alışmıştık da. Yeni gördüğümüz ve geçtiğimiz yollarda podyumda yürür gibi yürüyorduk.


     Yürüyüşümüz oldukça keyifliydi. Yine bir konaklama alanı gördük. Zeynep Hanım ın yeri. Orada mola verdik. Ayranlarımızı içtik. O sırada Alman grup geldi. Onlar da bizim yanımıza oturdular. Keyifli bir sohbet başladı. Bir de baktık çantalarından viski çıkardılar. Bize de ikram ettiler. Biz de yolluk olarak birer kadeh aldık. Zeynep hanım da hem işletmecilik yapıyor hem torun bakıyordu. Etrafta bayrak görmeyince onlara yanımızda taşıdığımız bayrağı armağan ettik. Çok memnun oldular. Vedalaşıp ayrıldık.


    Patara bölgesine kadar geldik. Belli bölümünü asfaltta geçince oldukça kolay geldi. Sonra işaretli yolu bulduk. Fakat işaretli yol belli yerlerde karışık bir hal alıyordu. Bir yerde karıştırmışız. Yaklaşık üç saat ormanın içinde yürüdük fakat varmamız gereken yolla alakası olmadığını anladık. Yokuş aşağı inerken benim ayak parmaklarım çok acı vermeye başladı. Grubu etkiler düzeye geldi. Ormancıları gördük ve bizleri götürmelerini rica ettik. Onlar da saatleri geldiğinden oradan ayrılacaklarmış. Bizleri de yanlarına alarak Kınık yerleşim alanına kadar gittik. Oradan Kaş a geçip istirahat edip geri dönmeye karar verdik.


Kaş a doğru ilerlerken bir arkadaşıma nerede kalacağımızı sordum. Adres verdi. Orada yerimizi ayarlayıp kaldık. Akşam üzeri olmuştu. Yemeğimizi yedik. Eray Şenoğlu arkadaşımıza merhaba biz Kaş tayız demek için aradık. Kısa süre sonra yanımıza geldi. Marinada teknesine götürdü bizi. Oldukça keyifli sohbet ettik. Zaman ilerleyince Kaş ta ertesi gün biraz vakit geçirip dönmeye karar verdik.


Ertesi gün Eray tekrar geldi. Sağ olsun arabasıyla bizi gezilebilecek yerlerden birkaç tanesini gezdirdi. Güzel bir plajda denize girdik, yüzdük. Veda zamanı geldi. Kendisine ilgisinden dolayı  teşekkür ettik ve dolmuş ile Fethiye’ye döndük.


 Can Kaymak arkadaşımızın işi yokmuş. Bizi alabileceğini söyledi. Birlikte buluştuk. Dalaman a geçtik. Akşam yemeği yedik. Misafiri olduk. Sabah arabayı alıp dönüş yolculuğuna başlamamız gerekiyordu.


Önce Kükürtlü suya girdik. Gerçekten insanı rahatlatan bir su. Neredeyse tüm yorgunluğumuzu aldı. Ardından Ali öğretmende  sabah kahvaltımızı yaptık. Koyu güzel bir sohbet ile birlikte kahvelerimizi de içtik. Vedalaşma vaktiydi. Her tatil ve macera gibi dönüş yolculuğu başladı. Kazasız belasız evlerimize döndük. Her birimiz için unutulmayacak tatil ve yürüyüş anılarımızdan biri olarak kalacak.
 Can Kaymak, Altan Kayaöz, Ali Orhan, Yavuz Üstünkaya, Eray Şenoğlu ve Alev Yaprak dostlarımıza gönülden teşekkürlerimizi gönderiyoruz.

One thought on “Kandıralılar Likya Yürüyüş Yolunda-Aygün AYNAGÖZ

  1. Kandıralı olmak gurur dostlarla birlikte Likya yolunda yürümek ayrı bir gurur. Çok zor ve sarp çetin yollarda doğayla mücadele içinde olmak ve bu mücadeleden kazasız ve sağ salim geri dönmekse apayrı bir mutluluk.
    Birlikte başarıyor olmanın hazzı anlatılmaz sadece yaşanır, ama aynı parkur bir daha yapılır mı?
    Cevap 🥴🥴🥴

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir