Yoksulluk- Mustafa KÜPÇÜ

Yoksulluk…

 Mustafa Küpçü

Mustafa Küpçü

+

Yoksulluk, yalnızca maddi açıdan “yoksul” olmak mıdır?

Bir insan yavrusu için “yoksul bir ailede” dünyaya gelmek, yaşamın ilk büyük tokadıdır.

Yoksul çocuk,  öncelikle; “sağlıklı ve dengeli beslenme” olanağından yoksundur.

Yoksul bir çocuk,  “nitelikli bir eğitim” olanağından da yoksundur.

Yaşamı, çocuk yaştan itibaren yoksulluğu yenme mücadelesi ile geçer.

Yoksul bir evde, -istisnalar olabilir- “sağlıklı bir aile yaşamı” da yoktur.

Sokaklar, yoksul çocukların dramına tanıktır!

O sokaklardaki yoksul çocukları bekleyen birçok tuzak vardır; uyuşturucu tuzağı, çok yönlü istismar tuzağı ve daha nice tuzaklarla karşı karşıyadır.

Varsıl ailelerinin çocuklarını da başka türlü tuzaklar bekler;

aile içi ilgisizlik, sevgisizlik,

 yalnızca maddi şeylerle tatmin olduğunu sanmak,

“doyum sınırını” bulamamak,

toplumdaki diğer insanları tanıyamamak, anlayamamak,

paranın ve insanı insanlıktan çıkaran diğer maddi-manevi tatminlerin tuzağına düşmek; lüks tutkusu, uyuşturucu ve başka insanlara zarar vermek gibi!

Yoksulluk, doğaya ve diğer canlı varlıklara karşı hoyratlıkla da yaşanabilir;

 daha çok maddi zenginlik uğruna doğanın canına okumak, o doğada yaşayan diğer canlıları yok etmeye başlamak ve bu vahşetin “insanlık adına” korkunç sonuçlarını görememek gibi!

Lüks bir otel, lüks bir villa ya da “siyanürle altın arama”  uğruna ormanlara tecavüz etmek, yakmak, yıkmak, “doğanın dengesini” bozmak da bir başka yoksulluk değil midir?

Gelecek kuşakların  “İNSANCA YAŞAMA” haklarına tecavüz etmek değil midir bu alçakça sömürü?

Kimilerine her türlü olanağı ve ayrıcalığı sağlarken, zaten yoksul olan insanları “eşit bir EĞİTİM ve İŞ BULMA” olanaklarından yoksun bırakmak, ya da siyasal egemenliği kullanarak toplumun büyük bir kesimine HAKSIZLIK etmek, “İŞİ EHLİNE VERMEMEK” de bir başka insani yoksulluk ve insan hakkına tecavüz değil midir?

KUL HAKKI YEMEK NEDİR?

Bir insanın en büyük yoksulluğu; YALNIZLIK olmalı.

Çocukluğu, eğitim yaşamı, iş yaşamı, toplum içindeki saygınlığı ile “GÜZEL YAŞAMIŞ” ama akraba evliliği gibi bir yanlışın içine düşerek, “geleceği” olan çocuğu “engelli” olmuş, ya da yaşlılık döneminde bir evlat varlığından yoksun kalmış bir insan da yoksul değil midir?

Er ya da geç, bir gün bedensel olarak bu dünyadan çekip gideceğini bile bile, geride “İNSAN” olarak anımsanacağı bir eser ya da “namuslu bir yaşam onuru” bırakamayan insan da yoksul değil midir?

İnsanın zenginli maddi varlıklarla mı ölçülmeli?

Hele o büyük maddi varlıkta “HARAM ve İNSAN HAKKI” varsa; yaşarken de öldükten sonra da yoksul değil midir insan?

Siyaset sahnesinin aktörlerine anımsatmak gerek;

ADALET ve İNSAN HAKKI temel ödeviniz olmalıdır.

“Yoksulu beslemek” değil, “yoksulluğu yok etmek” değil mi asıl göreviniz?

Siyasi iktidarınızı sürdürmek adına, yakın çevrenize her türlü ayrıcalığı tanımak, kişisel olarak büyük servetlere sahip olmak sizin mutluluğunuz mu yoksa karabasanınız mıdır?

İnsanlık tarihi, yoksul zenginlerin ve yoksul siyasetçilerin utançlarıyla doludur!

Ve dünyanın en yoksul insanları onlardır!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.