AYŞE TATİLE NE ZAMAN ÇIKTI ???-Ümit YILMAZ Em.J.Tuğgeneral

AYŞE TATİLE NE ZAMAN ÇIKTI ???

Ben ortaokul son sınıfa giderken!

O zaman babamın görevi dolayısı ile Antakya’da idik ve KIBRIS MUTLU BARIŞ HAREKATI boyunca, geceleri karartma yaparak, BAYRAK RADYOSU’nu dinleyerek, her gün en az üç adet günlük gazeteyi okuyup, hatıra olarak saklayarak savaşı içimizde hissettik. 

Harekatın zaferle neticelenmesinden sonra bende çok farklı bazı hisler uyandı ve kafamda hala çözüm bulamadığım pek çok sorular oluştu. Örneğin; zafer kazanan tarafta olmanın gururu, esaret altında yaşayan kardeşlerimize yardım edebilmek, büyük devletlere karşın bunu yapabilmek bana gurur verdi. 

Beni de askere alın diye Askerlik Şubelerinin önünde yaşanan izdihamlar başka nasıl bir ruh hali ile açıklanabilir ki… 

Kıbrıs Mutlu Barış Harekâtı sonunda, Türk Milleti milli çıkarlarımıza topyekûn sahip çıkmayı öğrendi. Dünya, Türkiye’nin Koalisyon Hükümeti ile bile GİZLİLİK ve KARARLILIK içerisinde bu seviyede karmaşık bir Askeri Harekâtı yapabileceğini öğrendi. Türk Silahlı Kuvvetleri; savunma ihtiyaçlarını daha çok milli kaynaklar ile desteklemesi gerektiğini öğrendi.  Ben de o günlerde milletçe etkilendiğimiz MİLLİYETÇİLİK ve VATANSEVERLİK duyguları ile ASKERLİK mesleğinin tam da bana göre olduğunu hissettim ve ertesi sene KULELİ ASKERİ LİSESİ’ne adım attım. Oradaki genç silah arkadaşlarım ile KANDIRALI TURAN GÜNEŞ’in hemşehrisi olmaktan gurur duyduğumu paylaşmaya başladım.

Gençler, bu biraz uzunca yazı sizlere KIBRIS MUTLU BARIŞ HAREKATI hakkında özet bilgiler vermeyi amaçlamaktadır. Yazının sonunda Ayşe’nin tatil macerasını da öğreneceksiniz. 

KIBRIS ADASI

Akdeniz’de, Anadolu’muzun güneyindeki Anamur adlı ilçemizin sadece 70 km daha güneyinde (İzmit-Kefken arasındaki mesafe kadar) yer alır. 9.251 km2 yüzölçümüne sahip bu adaya bakıp da asker gözüyle “Aaaah! Bu büyüklükte bir UÇAKGEMİSİ’ne sahip olmak için neler vermezdim!” demeyen süper güç sanırım yoktur. Çünkü adanın bulunduğu yer COĞRAFYA ve POLİTİKA yani JEOPOLİTİK açıdan tarih boyunda hep önemli olmuştur. Adadan bolca çıkan Bakır madenleri ve değeri her geçen gün daha çok anlaşılan DOĞAL GAZ ve PETROL rezervleri de EKONOMİ açısından Tanrı’nın bu bölgeye bir lütfudur.

M.Ö. 600’lerde sırasıyla önce ASURLULAR, sonra MISIRLILAR, VENEDİKLİLER, ROMALILAR, BİZANSLILAR ve tekrar VENEDİKLİLER bu güzelim adaya sahip olmuşlardır. Korsanlar için de her daim uğranacak ve saklanacak yer KIBRIS adası olagelmiştir. 

1571’de Sultan II Selim zamanında, KIBRIS ADASI VENEDİKLİLER’den alınmıştır. LALA MUSTAFA PAŞA kumandasındaki Osmanlı Ordusu ve PİYALE PAŞA komutasındaki Osmanlı Donanması 80.000 şehit vererek zaferi kazanmışlardır. 

Tekrar ediyorum, KIBRIS, YUNANLILAR’dan DEĞİL VENEDİKLİLER’den alınmıştır. Tamamen KATOLİK olan VENEDİKLİLER döneminde Kıbrıs’ta ORTODOKS inancına sahip YUNANLILAR neredeyse yok denecek kadar azdılar. KIBRIS’ın fethini sağlayan ordudan 20.000 asker ve 10.000 zanaatkar adanın ilk Türk yerlileri olmuşlar ve daha sonraları KARAMAN civarından gönderilen soydaşlarımız ile birlikte adayı sahiplenmişlerdir. İşte soydaşlığımız buraya dayanmaktadır. 

Osmanlı İmparatorluğunun sıkıntılı dönemlerinde İngiltere’ye 50 yıllığına kiralanan Kıbrıs, Yunan toplumunun çıkardığı terör, ayaklanma  ve huzursuzluklar yüzünden kötü günler yaşamıştır. 

Adada huzursuzluğun gitgide artması öncelikle İNGİLİZ ve TÜRK Hükümetlerini rahatsız etmiş bunların neticesinde 11 Şubat 1959’da ZÜRİH ve 19 Şubat 1959’da LONDRA ANTLAŞMASI ile Bağımsız KIBRIS CUMHURİYETİ teşkil edilerek, GARANTÖR sıfatı ile üç ülke bu antlaşma hükümlerini uygulamaya yetkili kılınmışlardır. Bunlar tahmin ettiğiniz üzere İNGİLTERE, TÜRKİYE ve YUNANİSTAN’dır. İmzacıları da İngiliz Harold MACMİLLAN, Yunan Kostas KARAMANLİS ve Türk Başbakanı Adnan MENDERES’tir.

16 Ağustos 1960 tarihinde KIBRIS CUMHURİYETİ’nin ilk Cumhurbaşkanı MAKARİOS adlı Rum BAŞPİSKOPOS ve yardımcısı da Dr.FAZIL KÜÇÜK olurlar. Kıbrıs Anayasasına göre Devlet yönetiminde ve Mecliste %70 RUM ve %30 Türk tarafının temsil edilecek ve Adanın muhtelif yerlerinde İngiliz Askeri Üsleri bulunacaktır. 2.000 kişilik bir Kıbrıs Ordusu teşkil edilecek ve bunun 1.200’ü Rum, 800’ü Türk askerlerinden oluşacaktır. Geri kalan detaylar da ANAYASA’da açıkça belirtilmiştir. 

Bu arada bir hemşehrimizle daha gurur duyduğumu eklemek isterim, Başbakan MENDERES’in talimatı üzerine Prof.Dr. Nihat ERİM Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının ülkemizin beklentileri doğrultusunda hazırlanması için büyük katkılarda bulunmuştur. 

Şimdi en genç okurlarımız diyecekler ki “Ne güzel barış sağlanmış gibi görünüyor, sonra ne olmuş?”. Barışı sağlamak ilk görev ise, BARIŞI KORUMAK temel görevdir, yani sürdürülemeyen barış çok da kıymetli değildir.

1963’de MAKARİOS’un Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasını yetersiz bulması ve değiştirmeye kalkması, AKRİTAS adı verilen (ENOSİS ile aynı maksadı taşıyan) planın devreye sokulmak istenmesi yani adanın bütünü ile Yunanistan’a katılması planı ile adada huzur yeniden bozuldu. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti dağılacaksa Türkler “TAKSİM” yani adayı iki topluma uygun şekilde bölüşmek düşüncesindeydiler. Böylelikle başlayan toplumlar arası uyuşmazlık, önce sürtüşmeye ve sonra da kısmi çatışmaya dönüştü.

AYŞE HALA TATİLE ÇIKAMADI, AMA SABREDİN AZ KALDI.

15 Temmuz 1974   Grivas kendi kurduğu EOKA’nın, başında Nikos SAMPSON olduğu halde, Yunan Cuntasının da tam desteğini alarak, Rum Milli Muhafız Güçleriyle birlikte Kıbrıs Cumhuriyeti’nin üç dönemdir Cumhurbaşkanlığını yapan III MAKARİOS’a darbe yaptı. Bu darbe üzerine Türkiye, Silahlı Kuvvetlerini teyakkuza geçirdi. MAKARİOS ise önce kara yolu ile BAF’a ve oradan da bir İngiliz helikopteri ile Malta’ya kaçırıldı.

16 Temmuz 1974    Türkiye garantör ülke İngiltere’ye birlikte Kıbrıs’a müdahale teklifini bildirdi ve ABD’yi de bilgilendirdi. Başbakan muhalefet parti liderleriyle görüştü. Nicos SAMPSON Kıbrıs Elen Cumhuriyetini ilan etti. Yunan Cuntası SEFERBERLİK ilan etti. Londra’ya ulaşan Makarios İngiltere ve Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etmesini talep etti. 

17 Temmuz 1974  Başbakan Bülent ECEVİT Londra’ya gitti. Başbakan Yardımcısı Necmettin ERBAKAN kabineyi topladı, Partiler uzlaştılar ve gemiler hazırlanmaya başlandı. Askeri birlikler Trakya ve Mersin’e intikallere başladı.

19 Temmuz 1974    Ecevit 02:00’da Ankara’ya döndü ve Barış Harekâtı için Komutanlar ile toplandı. Bakanlar Kurulu OYBİRLİĞİ ile Kıbrıs’a müdahale kararı aldı ve bu karar sabah erken saatlerde Genelkurmay Başkanlığına ulaştırıldı.  11:30 da Mersin Limanından Türk Savaş gemileri Girne istikametinde hareket etti. Ayrıca 6 gemilik bir sahte konvoy da Magosa’ya yöneldi.

20 Temmuz 1974 Cumartesi  Türk ordusu, adaya saat 06.05’ten havadan bombardıman ve 08:20’den itibaren havadan indirme ve uçarbirlik harekatlarına başladı. 07:00 Bazı illerde SIKIYÖNETİM ilan edildi.   08:50’de İlk çıkarma aracı sahile kapak attı.  Girne Boğazı iki defa el değiştirdi ve sonunda bizde kaldı. 

21 Temmuz 1974   Kocatepe Muhribimiz dost ateşimiz ile vuruldu ve 54 şehit verdik. Birliklerimiz henüz birleşemedi. 

22 Temmuz 1974  Türk hükûmeti, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 353 sayılı kararını kabul ederek harekâtın üçüncü günü saat 17:00’den itibaren ateş kesmeye karar verdi. Birliklerimiz bu saatten biraz daha geç de olsa birleştiler. 

23 Temmuz 1974  Darbeci Nikos SAMPSON el koyduğu Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etti yerini KLERİDES aldı.  Yunanistan’da da Albaylar Cuntası istifa etti. Böylelikle Yunan ve Rum halkları da DEMOKRASİYE GERİ DÖNDÜLER. Konstantin KARAMANLİS hükûmeti kurması için Yunanistan’a çağrıldı. 

25 Temmuz 1974   Birinci Cenevre Konferansı 25 Temmuz 1974’te toplandı ve 6 gün sürdü; 30 Temmuz’da imzalanan Cenevre Antlaşması ile sona erdi. Taraflar birbirine süre verdi ve belli şartları yerine getirmeyi vadettiler.

08 Ağustos 1974   İkinci Cenevre Konferansı 8 Ağustos 1974’te başladı. Bu görüşmelere DENKTAŞ ve KLERİDES de katıldılar.

13 Ağustos 1974   Görüşmeler çıkmaza girdi. Yunan tarafı 48 saat zaman daha istedi, Turan GÜNEŞ başkanlığındaki Türk tarafı reddetti ve Cenevre’den ayrıldılar. 

14 Ağustos 1974 Çarşamba  02:30  AYŞE TATİLE ÇIKSIN!

Cenevre’de anlaşmanın mümkün olmadığı kanaati kesinleşince önceden kararlaştırılan ve harekâtın yeniden başlatılacağı anlamına gelen özel parolayı Dışişleri Bakanımız, KANDIRALI HEMŞEHRİMİZ Turan Güneş, Başbakan Bülent ECEVİT’e kendi kızının adı ile bildirdi. AYŞE TATİLE ÇIKSIN!   

Başbakan ECEVİT de Genelkurmay Başkanına İKİNCİ HAREKATA DEVAM! Emrini verdi.  Kıbrıs’a mesaj çekildi: ZAFER KOD UYGULANSIN! 

-05:00’te Türk Ordusu’na bağlı birlikler harekata devamla başkent Lefkoşa’ya girdi. 

15 Ağustos 1974   Lefke ve Magosa da kurtarıldı.

16 Ağustos 1974  Saat 24:00’de ATEŞKES İLAN EDİLDİ ve hala devam ediyor.

13 Şubat 1975    KIBRIS TÜRK FEDERE DEVLETİ İLAN EDİLDİ…

15 Kasım 1983    KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ İLAN EDİLDİ…

20 Temmuz 2021   47 yıldır Kıbrıs görüşmeleri, konferanslar, planlar, açıklamalar devam ediyor. Ama artık Kıbrıs’ta kan akmıyor, soydaşlarımız esaret ve korku içinde yaşamıyorlar. 

GURUR DUYULACAK KONULAR:

  • Türkiye üç gün gibi kısa bir sürede deniz aşırı bir askerî harekâtı, kısıtlı imkanlara, ambargoya ve büyük devletlerin baskısına karşın başarı ile yerine getirdi. 
  • Öncelikle diplomasiyi ve sonra TSK’nın caydırıcı gücünü sonuna kadar kullandı.
  • Bütün bunlar yapılırken siyasiler kendi aralarında adeta kenetlendiler,
  • Milletçe bu harekâtı desteklemek için yarış halinde çalıştık ve yine çalışırız.
  • Bütün bunları gerçekleştirebilecek kadar cesur, fedakâr ve yetenekli insan kaynağımız vardı ve en önemlilerinden birisi ve aynı zamanda Türkiye Dışişleri Bakanı olan hemşehrimiz Turan GÜNEŞ idi.

Kıbrıs’ta 498 ŞEHİT verdik ve toplam 1.200 askerimiz MALÜLGAZİ oldular.

İşte bu şehitlerimizden 5’i Kocaeli ve bunlardan da ikisi KANDIRALI hemşehrimizdir.

  • Karaağaç köyünden 1953 doğumlu, Halil oğlu,  LÜTFİ KICI
  • Çarşı Mahallesinden 1954 doğumlu Hasan oğlu,  İlhan ÜLGER

Bugün KIBRIS’ın adı her geçtiğinde şüphesiz şehitlerimiz, gazilerimiz ve bir kısmı artık ebediyete göç eden kıymetli devlet görevlilerimiz sayesindedir. Bunu her zaman hatırlayacak ve aklımızdan çıkarmayacağız. Gururla İstiklal Marşımızı söylemeden hemen önce yapılan saygı duruşu boyunca ve her zaman onları saygı ve minnet ile anıp, ruhlarına içimizden dualar edeceğiz. 

Ümit YILMAZ

Em.J.Tuğgeneral

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir