Bir Gün Şehre Bir Film Gelir- Yük.Mimar Serdar KIZILCAN

                                                             ISTANBUL 21 HAZIRAN 2021

Tom BODETT ‘’Okulda dersler alır, sınavları veririz, Hayat ise sınavları verirken alınan derslerdir” diyerek hayatı özetlemiş. Benim  hayatimda ise Kandıra , bana her ikisini de verdi. Gerçekten de okul ve sosyal hayatlarımızda edindiğimiz bilgi beceriler, yıllar sonra hayatlarımızı yönetebilmemiz için bizlere verilmiş armağanlar haline gelmekte.

Geriye dönüp baktığımda hayatın bana verdiği en kıymetli armağanlardan birinin Kandıra’da yaşadığım o özel yıllar olduğunu düşünmekteyim.

Simdi gelelim Kandıra ile yollarımızın kesişme hikayesine:

Kandıra ile tanışmam 80 li yılların başında oldu. Devlet memuru olan babamın yeni görev yerinin Kandıra olması, benim lise dönemimi Kandira da geçirmeme neden oldu.Iyi bir liseden mezun olmak o donemin Sartlarında üniversite öğretimine geçiş için en önemli anahtardı. Öncesindeki Kandıra hakkında edindiğimiz bilgiler klarnet ,manda yoğurdu ve sirin bir sahil kasabası olmaktan öteye geçememişti. Geleceğe yönelik hedeflerim, üniversite hayatıma adim atma isteklerim, belki de olanakları kısıtlı olan bu şirin kasabada sona erecekti.

O yıllarda Türkiye, hem sosyal hem de siyasal anlamda çetin bir savaş veriyordu. Bu olumsuz durum en çok eğitim sistemimizi etkiliyordu. Herhangi bir derse başlayan hocamızın daha ismini öğrenemeden ya tayını çıkıyor ya da kendi izin alarak okuldan uzaklaşıyordu. Bütün bu olumsuzluklara rağmen  Kandıra lisesi her kosulda eğitime devam ediyordu. Basket sahasından bozma toplanma alanında pazartesi sabahları ve Cuma akşamları topluca okuduğumuz andımız ve istiklal marsımız, on bahçedeki havuzumuz hepsi hafızamda tatlı bir ani olarak yerlerini koruyor. Ust katta giriş kapisinin tam karşısında yaralan balkonlu öğretmenler odası ve devamında koridorlarda yan yana sıralanan sobalı Sınıflar. O sınıflar ki ,yalın ve katkısız bir omur boyu sürecek dostlukların temellerinin atıldığı sınıflar. Sadece eğitimde değil, spordada Kandıra’nın ismini duyurabilmek için koltukları sokulu minibüsünün içinde saatlerce suren İzmit’teki maçlara gidiş hikâyelerimiz. Bazen sevinçle ,bazen de hüzünle Kandıra’ya donuşumuz. Ne kadarda çok ani biriktirmişiz.

O günlerde bizler için nerede oturulduğumuzun nereden geldiğimizin hiçbir önemi yoktu. Birbirimizin ailelerini bile belki hiç görmedik. Ama hep bir aile gibi yasadık, Hepimiz orada doğmasak ta Kandira’li gibi hissettik ve hissettirdik.

Gerçekten de yaşanılan coğrafya kaderimizi şekillendiriyor. Eğitim sistemi ,Kandıra’dan bu olumsuz koşullarla mezun olan bizlerle, şehirlerde yasayan öğrencileri ayni sınav ortamlarında yaristiriliyordu.Haksiz sınav  şartları bu yıllarda ne yazık ki birçok yetenekli arkadaşımızın  heba olmasına ve o sınav koşullarında basarisiz olarak nitelendirilmelerine neden oldu.

Bu kadar olumsuz koşula rağmen hala çok şanslı bir kuşak olduğumuzu düşünmekteyim bu donemde Kandıra lisesindeki bır avuç öğretmeniz bizlere karsı koşulsuz bılgılerını ve hayat tecrübelerini aktardilar. Bizlere yoklardan nasıl var olunacağını, Yasadığımız coğrafyadaki koşullar ne olursa olsun o koşullardan  bir gelecek yaratılacağını öğrettiler.

Bugün hepsini saygı ve minnetle anıyorum. Ancak bazıları varkı bugün beni ben yapan değerlerde çok büyük emekleri bulunmakta. Bu yazımda şayet onların ısimlerını yazmazsam haksızlık etmıs olurum.

Bıze matematıgı öğreten Sultan hanımı  ,

Felsefe ve mantık dersı veren sevgılı ASIM hocamızı ,

Coğrafya ve Sosyal bilgilere gelen Süleyman Bayram hocamızı

 Liselerarası futbol yarışmalarda şansızlıklar sonucu ızmıt 3.lugunu aldığımız donemde hem abımız, hem arkadaşımız, hocamız Hamdullah Kaşıkçı ‘yı

Sınıf arkadaşım Tayfun’un  babası, kısa bir donem okulumuzun müdürlüğünü yapan Bekir Tasçıyı Bahattın beyı, İngilizce cimiz Mesut hocamizi,

Hele hele bugünkü mesleğime seçmemde önemli olduğunu düşündüğüm beni sanat ve resimle tanıştıran Nihal Dinç  hocamızı ,

unutmam mumkunmu?(Bu arada unuttuğum hocalarim varsa hepsinden af diliyorum.)

o dönemki sinif, okul, takım arkadaşlarımı  kısaca Kandıra’daki tüm arkadaşlarımı omrumun sonuna kadar unutmayacagim.

Bu vesile ile o dönemlerde hayatima giren ve benimle hayati paylasan tum Kandıralı dostlarimi sevgi ve saygıyla anıyorum.

Aslında güzel olan Kandıra Lisesinin binası yıkılmış olsada o ruhun devam etmesi  ve   Her 30  ağustosta bu ruhun ve heyecanın tekrarlanması.

Hikayemizin sonu yine bir alıntı ile bitecek;

Belki şehre bir film gelir

Bir güzel orman olur yazılarda

İklim değişir, Akdeniz olur

Gülümse.

Benim içinde bir gün şehre Kandıra isminde bir film geldi ve beni değiştirdi.

Yüzümüzdeki gülümseme ve ıcımızdekı umudun hıc bitmemesi dileğimle.

Serdar Kizilcan

Kandira lisesi 1980/81 MEZUNU

 6 mat /A

NO 1928

One thought on “Bir Gün Şehre Bir Film Gelir- Yük.Mimar Serdar KIZILCAN

  1. Doğuştan KANDIRALI bir vatandaş olarak tek eksiğim Güzel Kandıra’mızda bir tek yıl bile okuyamamış olmaktır.
    Astsubay olan babam sayesinde Mardin, İdil, Balıkesir/Balya’da okumak durumunda kaldım. Sonrasında da Kuleli Askeri Lisesi ve Kara Harp Okulu olunca durum böyle gerçekleşti. Ama görüyorum ki aynı şekilde Kandıra’ya gelip eğitim görenler de çokmuş. Anadolu’yu gezerek tanımak çok ama çok güzel.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.