Gül ALKAN

Selam ben Kandıra karadurak mah.fikir sok.ta doğdum  Kandıralı olmak
bir başkadır bana göre öyle başkalarını bilemem güzel doğasıyla etrafı
bir cok deniz sahilleriıyle dou heleki  havası .


   Biz lazlar batum limnından gemilerle 1885 yılında istanbula
geldiler her bir kafile yerleşimleri isteklerine göre seçtiler bze
altarnatifte ist beylerbeyi köyüne yerleşmemizi sölemelerinde denizin
olması rahatsızlık vermş malum düşman korkusu derken orayamı ,burayamı
kararlarını kandıraya baglı bağırganlı köyüne kadar gelmişler buradada
denizin olması yine kokutucu olmuşki buraya 5 klm uzaklıkta bi köye
yerleşmişlr beylerbeyi adını çok beyendikleri için adınıda beylerbeyi
köyü koymuşlar ,


   Bazı akrabalarımızla  biz alkanlarla beraber kandıraya yerleşmişler
,benden büyükleri köyde doğmuşlar biz son ikizler kandırada doğmusuk
öyle güzel sıcak komşululklar arkadaşlıklar okadar temizdiki en
güzeliklerini yasadım ırk mesep gözetmeksizin ahlak efendilik saymakla
bitmeyen doslukları herşey çok güzeldi,bir anımı anlatmadan
geçemiyeceğim bir gün komşumuz teyzemden dayak yedim,ağlayarak eve
geldim annem düştüm korkusu yaşadığından ayy ne oldu çokmu acıdı
deyince komşum teyzem dövdü dedim inanın dostlar o annemin bağırışı
yüzüme tükürüşü hiç aklımdan çıkmaz bana bir bağırdı tuuu sana
yazkıklar olsun komşumu seni dövecek kadar nasıl üzesin diyerek birde
üstüne annemden dayak yedim hadi bakalım sıkıysa yanlış yap komşumda
haklıydı bende haklıydım ama komşum çaresizdi


   işte öyle güzel insanlarla beraberdik ertesi günü bana çok canın
yandımı dedi bende hayır seni üzdüğüm için ağladım dedim  o sözden
sonra ya ben çok dikkat ettim aynı olayla karşılaşmamak için yada
benimde çoçuk olduğmu anımsayıp hak verdi,birde pappa ninemiz vardı
kandıralılar benim yaşımdakiler bili tozlu beyin annesiydi çok
severdik aradada kızdırırdık birde bastonu vardı elinde dövecek diye
hep korkardık bahçesi vardı erikler dallardan sarkıyordu biz bir
dalardık arkadaşlarla bağıra bağıra bastonunu sallaya sallaya gelirdi


biz hep kaçıyoruz sannederdik ,ilerleyen zamanlarda bizim evin altında
babaannem yengemler sırayla düzen deriz kilim dokurlardı pappa
ninemizde gelirdi oraya biz artık biraz büyüdükya çıkmamaya başladık
gerek duymadık üzmek istemedik derken büyüdük bize aynen şöylee gızzz
neden avaçlara çıkmayonuz büyüdünüz artık bir şey olmaz demezmi ben
şaşkınlık içinde nasıl yani dedim ben size neden bağırıyordum
düşersinizde bir yeriniz kırılır diye hadi şimdi hepsi sizin olsun
demezmi çok hoşuma gitmişti inanın sarıldım pappam benim diye bir ara
ben kuran kursuna gittim  pappamız artık ölmek üzereydi ve ben başında
yasin okurken çok ağladım mekanı cennet olsun  nur içinde uyu,
   Büyükleriimizle beraberdik heleki bir babaannem vardı
benim,sabırlı,ahlaklı  olmamı  nasihatleri öyle güzeldiki
hamarat,işten hiç korkmayan terbiyemin en güzelini veren canım
babaannem benim mekanın cennet olsun nur içinde uyu , aklınızdan
geçeni duyar gibiyim annen nerede demezlermi adama , annem hani
dağları deviren hırs dolu yorulmak nedir bilemeyen bir kadındı öylede
olmalıydı tüm işlere yetişmesi için bizde büyükler olduğu için köyden
araba sabah geir ertesi gün giderdi, herkes bize gelirdi bazen dolar
taşardı ev düşünün yer yatakları sırasıyla nerede şimdiki gibi herkese
ayrı baza  annem güzel hizmet ettiği için çok sevilirdi o yüzdende
alışmış, saygıda kusur eteyen  o kadar çok işi vardıki bizimle o
yüzden  ilgilenemezdi ama temizliğimizden anem sorumluydu babam çok
temiz biriydi,bir şeyide itiraf etmek zorundayım annem bizi sokağa pek
yollamazdı biz camdan seyreder dururduk herkesi ,bazen yollasada çok
nadir ama bakkala çok yollardı her bakala gidişim muhteşem dönşüm
hüzünlü olurdu  derken bende amca kızına seslenirdim hadi bakala
derken bakaldan alırdık alacağımızıda nedense sinamanın önünden
geçmeyi isabet ettirirdik her seferindemi  yani, neyse biz göya filim
afişine bakıyoruz yeni bir filim gelmişmi diye öff birde iki film
birden biz amca kızıyla dürtmeye başladık bir birimizi heyecan dorukta
derken mekanı cennet olsun sinmada çalışan bilet kesen ahmet ağbimiz
vardı bize akrabaydı çok severdi bizi bizde onu  oo kızlar hoş gelmiş
derken hadi gelin seyredin  bizde göya nazz ay uy derken biz her
zamanki yerimizde oturuvermişik  iki gazoz içi dolu sarı leblebi
deymeyin keyfimize sinir küpü olmuş evde bekleyen annem fikriye  neler
gelecek başıma sonraki filim evde,akşam olduğu için dış kapıda
beklerim avucum içinde yüzüm misali babamı bekler dururum babamın
yanında dövmezdi annem eğer babamda geç gelirse kesin dayak yerdim
amca kızına hiç bir şey demezdi annesi, benim annemin bana ihtiyacı
vardı çok yoruluyordu canınada tak ederdi hiç acımazdı ama haklıydı
bende haklıydım nasretin hoca misali herkez haklıydı herkes nasibine
düşeni yerdi ,


   Babaannem yıllar sonra  yatalak hasta oldu ağrıları
geldiğinde,güldüreyim diye içimden gelsede gelmesede göbek ata ata
,döne döne oynardım başlardı gülmeye, bu yüzdende hep ikiz eşim
giderdi gezmelere ben onu sakinleştiriyordum ya ,  bazen de kızıyordum
sonrada ya çok ağlar çoğalır  acı çekerse diye kendime teselli
ediyordum ,babam ankaradan geldi bize dinleyin beni aynen şöyle
anlatıyor bu gün arkadaşlarla bir yere gittik ankarada yahu resmen
kare kutu içinde canlı canlı adamlar diye anlatırken adı televizyon
dedi aaa dedim annlat baba bende ağbime mektup yazayım dedim Ağbim
ist üniversitesini bitirip almanyaya doktorasını  yapmaya gitmişti,ben
hemen ağbime bir mektup yazdımki  mümkün değil getirmemesi aynen şöyle
ağbiğciğim nasıl vs vs derken babam ankaradan geldi bize şunları
anlattı ayy babaannemi görecektin şaşınlklarla acaba bana nasip
olacakmı görmeden inanmam dedi bir görsen çok hoşuna gitti gelirken
getirirsen hepimizde sevineceğiz dedim ve ağbim televizyonu almış
gelmesine 5 ay vardı hemen almış televizyonu evinde bekletiyor ama ne
yazıkki babaannem vefat etti eremedi amca oğluda askerdi, babaaannemin
gözleri açıktı vefat ettiğinde yalan yok ayy ben sebebp oldum
televizyonu göremedi ondanmı diye düşünürken amca oğlu nail alkan
ağbimin ceketini koydular kapadı gözlerini  çok üzülmüştüm ,inanın
televizyon geldiğinde çok sevinemedim kimsede yoktu o zaman çok az
kişide her akşam dolar taşardı ev nasıl saygıdır bilinmez canımıza
yetsede off demezdik birde babam seslenir çaylarr diye sıkıysa demleme
ama çok güzeldi herşey çok, işte farklı sevgi doluyduk kandıramızın
adetleri o kadar güzeldiki düğünlerimiz harika olurdu adetlerimiz
saygı içerisindeydi . yıllar sonra kandıra gurubun kurucusu Aygün
Aynagöz Engin ecevit.Şahin ecevit tarafından oluşturulan biz
kandırayız müzik topluluğuna katılıp kandıramın havasını solumak
geçmişi yad edip mutlu olmanın sevinci içersinde oldum, Allahımdan
dileğim birlikteliğimiz sağlıklarımız olduğu sürece daima olsun
inşallah.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.