KAZAN
Rusya federasyonuna bağlı, ÖZERK TATARİSTAN CUMHURİYETİ’NİN başkenti.
4 milyonu aşkın nüfusuyla Rusya’nın MOSKOVA ve PETERSBURG’DAN sonraki 3. Büyük
şehri.

Aynı zamanda, Rusya’nın Ortadoğu kısmında Volga başta olmak üzere diğer nehirlerin
buluştuğu verimli toprakların merkezindeki bir kültür merkezi.
Göç yolları üzerinde her karış toprağında Türk ve İslam izlerinin bulunduğu güzel bir
yerleşim yeri.
Bir başka yönüyle de dün olduğu gibi bugünde doğalgazı, petrolü ve tarım ürünlerinin
bolluğunun yanında, çokta stratejik bir yerleşim yeri.
Tüm bunların yanında, KIPÇAK TÜRK’lerinden olan Müslüman tatarlarımızın yaşadığı, hayat
sürdüğü bir yerleşim yeridir KAZAN…
1450’li yıllarda devletlerini kuran tatarlarımız, İDİL-BULGAR DEVLETİ olarak, daha sonrada
büyüyerek ALTINORDU (ALTIN-ORDA) devleti olarak, tarihte yerlerini almışlar ve bu
topraklarda kaybolmayan izler bırakmışlardır.
Bu devletler döneminde de, hem İslam hem de Türk Kültür ve yaşayışına tatarlarımızın
büyük hizmetleri olmuştur.
Bizlerde geçtiğimiz günlerde, yani 10 Haziran 15 Haziran 2025 tarihlerinde seçkin bir grupla
bu bölgeye giderek, TATARİSTAN ve onun güzel başkenti KAZAN’ı görme, inceleme ve
araştırma fırsatı bulmuştuk.
Tarıma elverişli topraklarıyla, çok amaçlı kullanılabilen nehirleriyle, petrol ve doğalgaz başta
olmak üzere zengin maden yataklarının da bulunduğu bu topraklar. Dün olduğu gibi bugünde
Tataristan’ın, tüm zenginliğini ve stratejik özelliğini korumaya devam ediyor olduğuna da
şahit olduk.
Bu güzel şehir KAZAN gerçekten gezmeye görmeye değer bir yerleşim yeri. Dünün tarihi
dokusu ile bugünün modern mimarisi kucaklaşmış hem de bir uyum içinde. Müzeleri, tarihi
mekanları ve doğal güzellikleriyle canlı dinamik bir şehir.

İnsanın içini ferahlatan ve geleceğe dönük umutlarını da tetikleye KUL – ŞERİF camii de bir
başka güzel. Yine bu toprakların unutulmayan önemli kahramanlarından olan SÜYÜM – BÜKE
hatuna ait anıtlar ve onu anlatan anılar, Türk’ün gururunu okşamaya devam ediyor.
Kazan şehir ve çevre topraklarında yaşayan tatarlarımızın, buralarda yaşamaları, yurt ve
devlet kurmaları da kolay olmamıştır.

Geçmişte büyük devletlerde kuran tatarlarımız, bir zaman sürecinde de Rusların korkunç
İVAN dedikleri liderlerinin katliamlarına maruz kalmışlar, bazen de kanlı iç çekmişler
yaşamışlar. Türk boyları arasındaki beylik ve benlik hastalığı da zaman zaman baş göstermiş.
Hatta bazen de TİMUR gibi büyük Türk hakanlarının yanlışları ve etkileri sonunda da tatarlar
çok zarar görmüşler ve de zayıflamışlardır. Tüm bu olumsuzluklar da Rusların büyük devlet
olmalarının önünü açmış ve Ruslar da her geçen gün toparlanmışlar ve büyümüşlerdir.
Ama her türlü zorluğa rağmen tatarlarımız ve diğer Türk toplulukları ayakta kalabilmişler,
bugünde refah bir ortamda, bu zengin ve verimli topraklarda yaşamayı hak etmişlerdir. Hem
de kültür ve değerlerini koruyarak, geleceğe de umutla bakarak…

Diler ve temenni ederiz ki, değişen Dünya şartları içinde, farklı din, dil ve ırklarında bu
topraklarda huzur barış ve istikrar içinde yaşamaya devam etsin ve dostluklarda hep baki
kalsın…
Anılarımdan.
Abdullah KÖKTÜRK
