ŞEHİR ORMANLARINDAKİ YABAN HAYATI-Yüksek Orman Mühendisi Erkan KAYAÖZ


Şehir Ormanlarında Yaban Hayatının Önemi
İnsanoğlu var olduğu günden beri doğaya müdahale ederek onun çehresinin değişimine
neden olmuş, nüfusun artması, sanayinin gelişmesi, hızlı şehirleşme çeşitli doğal afetler (sel,
kuraklık, orman yangınları gibi), düzensiz ve aşırı avlanmalar tabii kaynakların tahribini
hızlandırmıştır. Özellikle şehir ormanlarında; hava, toprak, su gibi kaynakların kirlenmesi
sonucu ortaya çıkmış, yaban hayvanlarının yaşama ortamları bozulmuş, bazı hayvan türleri
tamamen yok olurken, bazı türlerde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelmiştir.
Yeryüzünde 10 milyon civarında canlı çeşidi olduğu bilinmektedir. Bunun 370 bin
civarını bitkiler oluşturmakta, geri kalan kısmı ise böcek ve diğer hayvanlardan oluşmaktadır.
Dünya üzerinde canlılara ait toplumların tür sayısı ve birey yoğunluğu, biyolojik çeşitlilik ya
da biyolojik zenginlik olarak nitelenir.
Şehirlerdeki gelişmiş teknolojinin tüm doğal kaynaklarda meydana getirdiği
zararlardan, bitki ve hayvan topluluklarını oluşturan canlı türleri payını almıştır. Her yeni
yüzyıl bu toplulukların giderek azalmasına ya da yok olmasına yol açmıştır. Yapılan
çalışmalara göre 90’lı yıllarda her gün 3 canlı türü yok olurken, günümüzde 20 canlı türü yok
olma tehlikesine girmekte veya yok olmaktadır. Uzmanlara göre her yıl kaybettiğimiz 30000
canlı türünün yok oluş nedeni; düzensiz şehirleşmenin getirdiği su, hava ve toprak kirliliği ile
bilinçsiz doğal kaynak kullanımıdır. Hatta bazı senaryolar önümüzdeki 50 yıl içinde var olan
canlı türlerinin %50’sini kaybedebileceğimizi ön görmektedir.
Birdlife International’ın çalışmasına göre dünya çapında var olan kuş türlerinin %12’si
yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Botanic Gardens Conservation International’dan Peter
Wyse Jackson’a göre bitki türlerimizin ¼’ü risk altındadır. Tabii ki buna bağlı olarak
hayvanlarda risk grubunun içindedirler.
Bütün bunlar saptayabildiğimiz ve kaydedebildiğimiz kayıplar. Aslında dünya üzerinde
hangi canlı türünün yok olduğu tam anlamıyla bilinememektedir. Zira kaybolan türlerin
büyük çoğunluğu daha çok şehir ormanlarındaki omurgasız canlılar olup, birçoğu
saptanamadan yok olmuştur. Besin zinciri içinde bu hayvanlara bağlı gelişmiş canlı türlerinin
bir kısmı ya yok olmuş ya da risk altına girmiştir.


Doğanın kendi kendini yenileyebilen bir kaynak olması özelliğinden dolayı yüzyıllar
boyu insanlar, doğaya verdikleri zararın yol açtığı olumsuz gelişmeleri fark edememişlerdir.
Yaban hayvanlarının neslinin devam ettirilmesi için sürdürülen çabalar, insanların
geleceği bakımından yararlı olmaktadır. Çünkü yaban hayvanlarının ekolojik istekleri,
insanların ekolojik istekleri benzerlik gösterebilmektedir.

Habitat adını verdiğimiz dediğimiz canlıların doğal yaşam ortamları bozulduğunda, bu
durumdan ilk önce gelişmiş yapıdaki memeliler etkilenmektedir. Kirlenen toprak ve su yaban
hayvanlarında kitlesel ölümlere neden olmakta, bu durumda insanlar için ciddi bir risk niteliği
taşımaktadır. Özetle denebilir ki tabiatı ve yaban hayatını koruma çalışmalarımızın ürünü,
insanın kendi çevresinin korunması olacaktır.
Şehir ormanlarındaki yaban hayvanlarını korumak, geliştirmek, planlı bir yararlanmayı
ve ekoturizmi geliştirmek, kent ormanı civarında yaşayan köylerin kalkınmasına ve halkın
beslenmesine yardımcı olmak, bütün bu kaynakları milli ekonomiye katkıda bulunacak
şekilde sürdürülebilir olarak işletmek, yaban hayatı çalışmalarının amacını oluşturmaktadır.
Şehir ormanlarındaki yaban hayatı kaynakları bakımından, aslında umut dolu bir
geleceğe sahip olan ülkemizde, bu kaynakların yeterince korunup geliştirilemediği, düzensiz
şehirleşme ile yaşama ortamlarının kaldırıldığı, kirlenme ile bozulduğu, yasadışı avcılığın
önüne geçilemediği bilinen bir gerçektir.
Bu nedenle şehir ormanlarındaki yaban hayatına mensup türler için türler arası
ilişkilerin ortaya konulması, modern envanter yöntemleri ile aktüel durumun çıkartılması,
korunması gereken türlerin ve alanların belirlenmesi ve buna bağlı olarak avlak yönetimi,
yaban hayvanlarının optimal şekilde üremelerinin sağlanması, eğitim-örgütlenme konularında
üniversiteler ve bu konuda deneyim sahibi olan ülkelerden yararlanmak üzere, projeler
geliştirilmeli ve pilot çalışmalarda bu birikimlerden yararlanılmalıdır.
Şehir Ormanlarındaki Doğal Denge İçinde Yaban Hayvanlarının Yeri
Şehir ormanlarında, günümüze kadar yaşamaya devam eden bütün yaban hayvanlarının,
besin zinciri içinde bir fonksiyonu bulunmaktadır. Bu zincir içinde bütün hayvan türlerini
korumak önemlidir. Çünkü bir türün bu zincirden kopması, tüm yaşam birliğini etkileyecektir.
İnsanlara yaşamı süresince eşlik eden yaban hayvanlarını, yaşama ortamlarında korumak ve
geliştirmek insanoğlunun başlıca görevi olmalıdır. Ne yazık ki dünyadaki insanlar kendi
genetik fonuna yeteri kadar akıllıca yaklaşım yapamamıştır ki, günümüze kadar insanlar
yüzünden yüzlerce hayvan türü tüketilmiştir. Av ve yaban hayvanlarının geleceği, insanların
onlara karşı üstlenmiş olduğu sorumlulukları yerine getirip getiremeyeceğine bağlıdır.
Özellikle kentlerde aşırı tehdit altındaki yaban hayvanları, gün geçtikçe azalmakta, bazı
türler ise neslinin tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır.
Halbuki yaban hayvanları; ekoturizm ve avcılık etkinliklerine kaynak oluşturarak, her
yıl ülke ekonomisine büyük katkı yapmakla beraber, besin zinciri içindeki işlevleri açısından
ekolojide, tarım zararlılarını yok ederek tarımda, rekreasyon yönünden insan sağlığında da
önemli bir yer tutmaktadır. Ekonomiye katkıları ve diğer yararları nedeniyle, yaban
hayvanlarının yaşama ortamları ile birlikte korunması önem taşımaktadır.


Örneğin bir keklik günde 2000 süneyi tüketmekte, bir baykuş ise bir yılda 1000’den
fazla fare yemektedir. Ardıç kuşunun ardıç ağacının tohumunu sindirdikten sonra tohumdaki

çimlenme engelini ortadan kaldırdığı bilinmektedir. Daha pek çok kuş tarıma ve insana zararlı
birçok etkeni ortadan kaldırdıkları için büyük faydalar sağlamaktadır.


Yine tarım alanları için zararlı olarak düşündüğümüz yaban domuzları, ormanda
yiyecek ararken toprağı kazarak düşen tohumların çimlenmesine ve toprağın havalanmasına
yardımcı olmaktadır. Birçok bitki türü tozlaşma, döllenme ve yayılma için çeşitli hayvanlara
gereksinme duyarlar. Bu ve bunun gibi örnekler göz önünde bulundurulduğunda şehir
ormanlarındaki yaban hayvanlarının yeri tartışmasız önemli bir yer tutmaktadır.
Şehir Ormanlarındaki Yaşama Ortamları


Şehir ormanlarında bulunan orman ekosistemi sadece bitkilerden ibaret olmayıp, ayrıca
omurgasız ve omurgalı hayvan topluluklarına da ev sahipliği yapması nedeniyle son derece
önemli yaşama alanlarıdır.
Aynı habitat içinde yaşayan canlıların bir birleriyle etkileşimi sonucu ortak bir yaşam
birliği oluşturulmaktadır. İnsanların çeşitli eylemleriyle bu birliği bozmalarından, en çok
yaban hayvanları etkilenmektedir. Yaban hayvanlarının oluşturdukları yaşam piramidinin en
üstünde olan yırtıcılar lehine bozulan doğal denge, diğer hayvanların soylarını tehdit
etmektedir. İşte bu noktada yaban hayatı yönetiminin, doğal dengenin sağlanması ile türlerin
yaşamlarını kolaylaştırıcı olması büyük önem arz etmektedir.
Aynı ekosistem içindeki hayvanların bir birlerine besin zinciri ile bağlı olması
nedeniyle, bütünsellik içinde korunması kaçınılmazdır. Bu dönemlerde önemsiz görülebilecek
bir hayvanın gelecek kuşakların kaygısı haline getirmeye kimsenin hakkı yoktur.

Şehir ormanlarında orman ekosisteminin yanı sıra, sulak alan ekosistemleri de yaban
hayatının orman ekosisteminden sonra biyoçeşitliliğin en yüksek olduğu önemli yaşam
alanlarıdır. Sulak alanlar çok sayıda ve değişik türde yaban hayatının barınma, beslenme,
korunma ve üreme sahalarıdır. Öte yandan büyük kuş göç yolları üzerinde bulunan ülkemizde
sulak alanlar, başta su kuşları olmak üzere, göçmen kuşların zaman zaman kışlama ama
hemen her zaman yapacakları uzun yolculukları için enerji toplama ve dinlenme bölgeleridir.


Geçmişte yeterince özen gösterilmemiş sulak alanlarda yaban hayatının yeniden
canlandırılması için gerekli önlemlerin alınması bir zorunluluktur. Böyle alanların daha
önceleri tarıma tahsis edilenleri için yapılabilecek bir şey olmamasına karşın, çeşitli
nedenlerle ekolojik koşulları bozulmuş olanların, alınabilecek önlemlerle, tekrar yaban hayatı
ortamı olarak kazanılması mümkündür.
Sulak alanların korunması ve devamlılığının sağlanması için mutlaka koruma statüsüne
alınması gerekir. Sulak alanlar, çok verimli olduklarından, böyle yerlerde evcil ve yaban otçul
hayvanlarının yoğun otlaması sonucu genel karakterlerini etkileyecek düzeyde bozulmalar
olabilir. Bu nedenle sulak alanlarda evcil hayvanlar otlatılmayarak otçul yaban hayvanların
popülasyon artışlarını kontrol altında tutarak vejetasyon korunmalıdır.


Bataklık alanlarda oluşturulacak su seviyesi yaşam ortamlarına uygun olarak yapılacak
kontrol yapıları ile buraların periyodik olarak drene edilmesi besin dolaşımını hızlandırır.

Sulak alanlarda yaşayan su kuşlarının yumurtlaması ve yavrularını barındırması için
seyyar veya suni yapılan adacık şeklindeki platformlarla üremeleri ve korunmaları için
yaşama ortamı sağlanmalıdır.
Sulak alanlarda çeltik ekimi, üzüm küspesiyle plankton oluşumu sağlanarak, sucul
faunanın beslenmesi garanti altına alınmalıdır. Bunun yanında kışın zor iklim koşullarında
periyodik yemlemeler yaparak su kuşlarının hayatta kalmalarının sağlanması gerekir.
Şehir ormanlarında başarılı bir doğa koruması ve sürdürülebilir bir yönetim için ilk
önce, alanın ne için olduğuna karar vermek gerekir; anahtar türlerin tercih ettiği yaşam
koşulları ve bu koşulların nasıl yaratılması ve korunması gerektiği göz önünde tutulmalıdır.
Bu amaca ulaşmanın en etkili yolu iyi bir yönetim planı oluşturmakla başlar.
Şehir Ormanlarında Biyolojik Çeşitliliğin Korunmasına İlişkin Öneriler
Zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahip şehir ormanlarının korunması, yaban hayatı yaşam
alanlarının, biyolojik kaynakların korunması ile mümkün olabilir.
Havzanın koruması denilince, toprak, su, yaban hayatı kaynakları ve yaşama alanlarının
rekreasyonu da dahil olmak üzere, akla uygun olarak kullanılması anlaşılmaktadır.
Biyolojik koruma ise, ekosistemin sürekliliği ve kullanılması, gerekirse insan yararına
uzun süre hizmet edebilecek sürdürülebilir durumda tutulması anlamına gelmektedir.
Koruma çalışmaları, biyolojik kaynaklar ile sayıları azalan hayvan ve bitki türlerini ve
habitatlarını koruma gayesi ile yapılır. Yapılması gereken işler sırasıyla; fiziksel koruma
önlemlerinin alınması, çevre halkın aydınlatılması ve eğitilmesi, bilimsel araştırmaların
ivedilikle yürütülmesine başlanması, o alanı tercih ettiği bilinen ancak çeşitli sebeplerle
orada olmayan türlerin alana gelmesinin teşvik edilmesi ve bir yönetim planının yapılmasıdır.
Şehir ormanlarının bir kısmının muhafaza ormanı statüsünde olması, sahanın ava
kapatılması, mutlak korumayı sağlamaya yetmemektedir. Çünkü arazide yapılan tespitlerde,
bu sahalarda yaz aylarında düzensiz piknik alışkanlığının olduğu, kaçak avcılık ve balıkçılığın
önlenemediği, sahaya giriş ve çıkışların kontrol altında tutulamadığı görülmektedir. Bu
nedenlerle sahanın hidrolojik ve biyolojik özellikleri dikkate alınarak, uygun bir koruma
statüsü ile korunması gerekmektedir.


Şehir ormanları içinde biyolojik çeşitliliğin zengin olduğu bir bölgenin, uluslararası
önemi olduğu tartışmasızdır. Bu biyolojik çeşitlilik insanoğlu için olduğu gibi, diğer canlılar
içinde kaçınılmaz ve yaşamsal öneme haizdir. Ekolojik yapının korunmasında da biyolojik
çeşitliliğe büyük gereksinim duyulmaktadır. Biyolojik çeşitliliğin korunması için gerekli olan

tüm bu stratejik konular ancak yoğun korumayı içeren devlet politikaları ile
gerçekleştirilebilir.
Şehir ormanları içinde, evrensel boyutta olan ekosistemler bütününde yaşayan hayvan
türleri için, en önemli olumsuzluk aşırı ve yasadışı avlanmadır. Bunun yanında sahada yapılan
düzensiz piknik alışkanlığı büyük bir kirliliğe yol açmakta ve tüm faunayı tehdit etmektedir.
İstanbul ölçeğinde şehir ormanları, geniş bir coğrafyayı kullanan göçmen kuşların konaklama
yeri olması bakımından, uluslararası öneme haizdir. Bu bakımdan bir dünya mirası
özelliğinde olan biyolojik çeşitliliğin mutlak koruma stratejileri ile korunması büyük önem arz
etmektedir.
Şehir ormanları çevresinde düzensiz kentleşmenin getirdiği değişimler, canlıların tür
sayısında önemli azalmalara yol açmaktadır. Bu değişimler sonucunda gen kaynakları tehdit
altına girmektedir. Bu alanlarda günümüze kadar yaşamaya devam eden bitki ve hayvanların
hepsinin doğanın düzenli olarak gelişmesi ve sürdürülebilirliği için yararı olup, hepsinin
belirli bir fonksiyonu bulunmaktadır. Doğadaki yerini ve fonksiyonunu küçümsemeden bütün
hayvan ve bitki türlerinin korunması oldukça önem arz etmektedir. Bununla beraber şu an
doğadaki fonksiyonunu bilmediğimiz birçok türün insanlar için yararı ortaya konulamamıştır.
Ancak onların düzensiz olarak yok edilmesinden sonra, bir daha doğada yeniden oluşmasının
hiçbir maddi değerle sağlanamayacağı bir gerçektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.