KANDIRA KÖYLERİNDEKİ ÖFKE HİTAP VE SIFATLARI-II: DİĞER BAZI KÖTÜLEME SÖZLERİ Doç.Dr. Kenan ACAR

Önceki yazımda köylerimizde kullanılan ve yapıca birbirine benzeyen “Köllenesi!”, “Gazınası!” vb. öfke hitap ve sıfatlarından söz etmiştim. Bu haftaki yazımda da yapıca onlara benzemeyen diğer bazı kötüleme sözlerini anlatacağım:

Bunlardan biri “Duşman!” hitabı. Elbette yazı dilimizdeki “düşman” kelimesinin Kandıra ağzındaki biçimi. Farsça aslı da köylerimizdeki gibi “duşmân” şeklinde. Bir bakıma köylerimizde aslî biçimini korumuşuz. Ancak bu kelime öfkeli bir teyzemizin ağzından çıktığında bir başka şekle bürünüyor. Sinirinden kafasını  titreterek bağırıp çağıran büyüğümüz kelimenin ilk hecesini daha bir vurgulayarak söylüyor, ikinci hecenin ünlüsünü uzatıp kelimenin sonundaki n sesini üzerine basarak söylüyor “Duşmaann!” şeklinde. Kelime adeta fırlayarak gidiyor muhatabının üzerine…

Bu hafta ele alacağım diğer sözler böyle değil. Sükûnet anında da söylenen, karşıdaki kişinin hoşa gitmeyen davranışlarını ifade eden sözler. Dolayısıyla kişinin yüzüne hitap olarak da, arkasından sıfat olarak da söylenebilen türden:

Bunlardan biri “Ongmadık!” Kelime bildiğimiz n ile değil, bunun halk ağzındaki ng telâffuzuyla söyleniyor. Kişinin gayretsizliğinden dolayı hiçbir işini başaramayan biri olduğunu anlatmak için kullanılıyor. Adam olamayan; tembel, sünepe, ne kendine ne de başkalarına hayrı olan birini ifade etmek için.

İyeşik!” sözüyle anlatılanlar daha da kötü. Bunlar bir işi başaramadıkları ya da başarabileceklerini bildikleri için başkalarına havale eden kişiler. Bir işi ya yapmazlar ya da yapmaya başladıktan sonra ikide bir başka birinden yardım isterler, halk tabiriyle “iyeşirler”… Aldıkları bir işi sonuçlandırdıkları pek görülmemiştir. Hattâ bazıları kendileri yapıyor görünseler de işin her aşamasını başka birine veya birilerine yaptırırlar. Çoğu da verilen işe hiç girişmeyip çevrelerindeki kişilere yıkmaya çalışır.

Hapırdaklı!”  öyle değil. Bunlar iş yapar. Çalışır. Ancak daima bir telaş hâlinde, aceleyle. Böyle olduğu için de çoğu zaman acele ve telaştan yanlış yaparlar. Dolayısıyla başladıkları işi bitirmeleri gecikir. Soğukkanlı davranıp işin sonraki aşamalarını önceden düşünüp planlamazlar. Dolayısıyla bir an önce bitirmek istedikleri iş beklenmedik, öngöremedikleri aksiliklerden dolayı daha da uzayıp gider. Genellikle de başarısızlıkla sonuçlanır. Rahmetli Barış Manço’nun “Aheste” şarkısında (Edirneli Hatemî’den naklen) dediği gibi: “Tîz reftâr olanın pâyine dâmen dolaşır.” Yani aceleyle gidenin eteği ayağına dolaşır…

Özlü!” daha farklı. Anlatmak istediğini kısa yoldan anlatmayıp uzatan kişiler için Kandıra’nın köylerinde bu sıfat kullanılır, bazen de yüzüne karşı söylenir. Bu tür insanlara karşı sabırlı olmak lâzımdır. Hem cümlelerini uzatırlar hem de kullandıkları kelimelerin son hecesini. Vaktiniz ve sabrınız varsa kırmamak için dinleyin, yoksa münasip bir dille sözü uzatmamasını sağlamaya çalışın.

Biz de sözü uzatmayalım. “Sözün kısası makbuldür” demiş atalarımız…     

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.