İçimizden Biri- Ayhan YALÇIN

Çok uzun yıllar önce Kandıra ‘dan ayrılmıştım. Eğitim hayatı, askerlik hayatı, iş hayatı derken bugüne geldim. Ama, ne ben Kandıra ‘dan, ne de Kandıra benden koptu. Kandıra ile ben etle tırnak gibiyiz. Kopamayız biz…
Evet, uzun zamandır İstanbul’da yaşamaktayım.Ama bir ayağımda Kandıra ‘da. Kandıra ‘da yerleşik bir hanem ve kurulu bir düzenim var. Bağım var ve bahçem var. Fındıkla uğraşıyorum. Yani ben de çiftçilik yapıyorum. 
Bununla beraber uzun yıllar siyaset yaptığım için de sürekli halkın içindeyim. Kısacası Kandıra’dan hiç mi hiç kopmadım. Çünkü ben Kandıra “nın bir evladıyım. 
Halkın içinde olunca da halkın derdini dinlemek gerekiyor.Elimizden gelen ne varsa onu yapmamız gerekiyor. 
Dert deyince bir çok sıkıntılarımız aklıma geldi; Siyasi konularda ki sıkıntıları bir kenara bırakıp,çiftçilerimiz asıl sıkıntılarını anlatmak istiyorum.Hem ülkemizde ki, hem de Kandıra’da ki çiftçilerimiz çok ama çok dertli. Çiftçilerimizin ortak sıkıntıları hep aynı; Ürün girdi maliyetleri; Özellikle tarım alanında çok kullanılan akaryakıt fiyatlarına ve gübre fiyatlarına gelen yüksek oranlarda zamlar yüzünden çiftçilerimiz çok zor durumda kaldı.Hem akaryakıt fiyatlarına, hem de gübre fiyatlarına %100 oranında zam geldi. Kandıra ‘lı çiftçilerimizle sık sık görüştüğümde, insanlar fındıklarına gübre ve ilaç veremediklerini ifade ediyorlar. Zaten çiftçilerimizin bir kısmı artık ekip biçmediklerini söylüyorlar. Köylerde genç kalmadığını ve gençlerin iş umuduyla şehirlere göç ettiğini söylüyorlar. 
Yani kısacası ileride köylerde ekip biçecek insanlar bulamayacağınız.Çünkü durum onu gösteriyor. Gerçi enerji alanında sıkıntı tüm dünyada var.Tüm dünyada enerji fiyatları çok yüksek. 
Birde işin farklı bir boyutu var;Fındıklarına gübre ve ilaç veremeyen çiftçilerimizin bu sene ,ya da önümüzdeki sene fındıklarında ki verim düşecektir. Verim az olunca da çiftçilerimizin gelirleri de azalacaktır. Bu durum hem çiftçimiz için, hem de ülkemizi için gelir kaybıdır. Ülkemizin en önemli gelir kaynaklarından biri de fındıktır.Fındık,Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlayan ve yurtdışına satılan ve ülkemize döviz kazandıran bir üründür.Lakin, bundan sonraki süreçte fındık üreticilerimizin işi zor. Hem de çokkk zor. 
Hadi fındık üreticileri fındık üretiyor ve fındıklarına en iyi şekilde bakıyor diyelim. Ya fındık fiyatları yeterli mi?…Mevcut fiyatlara bakıldığında fındık fiyatları maliyetlerinin çok altında. Yani güncel fındık fiyatları girdi maliyetlerini kurtarmıyor ve fındık üreticileri zarar ediyor. Kısacası işin özeti bu.
Kandıra ‘da yalnızca fındık üreticileri mi dertli? Hayırrr… Meyve ve sebze üreticileride dertli;Onlar da akaryakıt ve gübre fiyatlarındaki artışlardan mustarip. Onlar da bu durum karşısında zorlanıyorlar.


Ayrıca çiftçilerimizin ürettiği ürünlerin pazarlanması ve satış kısmı var; Hadi tamam ürünleri ürettik diyelim. Ya pazarlaması ve satışı nasıl ve nerede olacak?
Üretilen ürünler ya toptancılara, ya da pazarda nihai tüketicilere perakende olarak satılacak. Başka seçenek yok. 


Kandıra ‘ya sık sık gittiğimden, ayrıca yaz aylarında sürekli Kandıra ‘da yaşadığımızdan dolayı her hafta pazara uğruyor ve alış veriş yapıyoruz. Pazardan alış veriş yapmayı çok seviyoruz.Bana mutluluk veriyor açıkçası. Ama gelgelelim pazarda yaşlı yaşlı insanların tezgahlarda meyve ve sebze satmak için nasıl uğraştığını gördüğümde, bu duruma üzülüyorum.Bakıyorum da tezgahlarda beş on kilo domates, biber,patlıcan,marul,yeşillikler,fasulye, nohut,yumurta vb. ürünler var. Neneler bunları satmaya çalışıyorlar.


 Özellikle kışın gittiğimde görüyorum; Neneler soğuk havada üşümüş ve bir köşeye oturmuş satış yapmaya çalışıyorlar. İnsan bu duruma üzülüyor. Bu insanların artık rahat etme ve dinlenme zamanı değil mi?…Ama maalesef hala çalışmak ve para kazanmak zorundalar. Allah’ım bu insanların yardımcısı olsun inşallah.Aminn…
Bu vesile ile tüm Kandıra’lı hemşehrilerimize selamlarımı ve saygılarımı sunuyorum. 
Ayhan Yalçın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.