Kandıra Tarihi Üzerine Notlar- Diş Hekimi İbrahim ARK

KANDIRA TARİHİ ÜZERİNE NOTLAR
Kandıra tarihi geniş kapsamlı bir tarih çalışmasına ihtiyaç duymaktadır.Konuyla ilgili küçük çaplı
araştırmalar olmakla beraber Kandıra tarihi aydınlatılmaya muhtaçtır.Türklerin yerleşmesine kadar
Kandıra ilçesinin bulunduğu coğrafi alan Bithynia (okunuşu Bitinya) olarak adlandırılmaktaydı.Antik
Trakhia bölgesinden (Trakya) göç etmiş bir Trak kavmi olan Bithyn’lerden dolayı bölgeye bu isim
verilmiştir.Kandıra Bithynia’nın kuzey sınırını teşkil eder.


Kandıra’da bulunan ilk insan yerleşimleri paleolitik çağa kadar uzanmaktadır.Paleolitik çağ en
erken milattan önce 10 bin yıl öncesini ifade eder.İ.Ü. Prehistorya ana bilim dalı bilim insanlarının
yapmış olduğu çalışmalar sonucunda Kefken ve Cebeci civarında çok sayıda paleolitik çağa ait çakmak
taşı işlikleri tespit edilmiştir.Kefken köyü içinde,Kefkenin güneyindeki tepede ,sarıburun yanındaki
düzlükte,Kovanağzı koyunun batısında ,Vizne burnu ile Gürgenpınarı köyü arasındaki ormanlık
alanda,Cebeci kumluğunda,Kurtyeri köyünde paleolitik işlikler tespit edilmiştir.


Bölgemizden bahseden en eski kaynak mö 400 yılları civarında yazıldığı sanılan Atinalı
Ksenophonun Anabasis isimli kitabıdır.Bu eserde Kalpe (kerpe) limanı hakkında detaylı bilgiler
vardır.Yazar Arkadialıların karpe limanına ayak bastıktan sonra kıyıdan 50 stadion mesafe içerisinde
bulunan köylere birer müfreze halinde dağıldıklarını ve civarda bulunan yüksek bir tepeyi buluşma
yeri olarak kararlaştırdıklarını söyler.Bir stadionun yaklaşık olarak 180 m olduğu düşünülürse kıyıdan
9-10 km lik bir mesafeyi tarif ettiği anlaşılır.Buradan Kerpe ile Kandıra arasında günümüzde olduğu
gibi bir çok köy yerleşimi bulunduğu sonucunu çıkarabiliriz.Ancak Kandıra gibi büyük bir yerleşimden
bahsedilmemektedir.


Helenistik dönem tarihçisi Polybius mö 2.yy da yazdığı tarih kitabında bölgede gemi yapımına
uygun kerestelik ağaçlar bulunduğunu ve kerestelerin Karpe limanından ihracatının yapıldığını ,tarihçi
Plinius Naturalis Historiasında kıyı bölgesinde sadece Thynlerin oturduğunu güneyde ise Bithynlerin
bulunduğunu yazar.

Yağbolu Kibelesi


Tarihi coğrafyacı Amasyalı Strabona gelirsek ,mö 63 ve ms 23 yılları arasında yaşadığı sanılan
tarihçimiz bölge coğrafyasını anlatırken Kefken adasından ,kerpe limanından bahseder ve
Khalkedon(kadıköy) ile Herakleia(ereğli) arasında Psillis,Kalpas ve Sangarios nehirlerinin Karadenize
aktığını söyler.Ancak Kandıra diye bir yerleşim yerinden söz edilmemektedir.


Kaynaklarda Karpe limanı olarak adlandırılan Kerpe limanı hakkında Dr Erdoğan Aslan tarafından
geniş kapsamlı bir araştırma yapılmış olup Olba dergisinin 2014 yılı 22.sayısında bir makale olarak
yayınlanmıştır.Burada sadece ismini zikredeceğim bu makaleye dergiparktan ulaşılabilirsiniz. Kerpe
limanının tarihi mö 7. yy a kadar uzanmakta olup Miletli veya Megaralı kolonistler tarafından
Karadeniz ticaret yolu üzerinde bir üs veya depo alanı olarak kullanılmak üzere kurulduğunu söylemek
mümkündür.Liman Bithynia krallığı,Roma,Doğu Roma (Bizans),Ceneviz dükalığı ve Osmanlılar
tarafından kullanılmıştır.


Bölgemizdeki yer isimlerini incelemek gerektiği kanısındayım. Çeşitli internet kaynaklarında
bulunan Kandıra – kentri (santral ,merkez) açıklamasına dikkat edersek ,Pitcher Osmanlı imp.tarihi
coğrafyasında kandıra ismini yunanca kökenli Kandora olarak zikreder.Kendro Yunancada merkez
,yolların birleştiği yer anlamına gelir. 1847 yılında bölgeyi gezen coğrafyacı H.Hell Kandıra’da
kaydettiği bir lahit kitabesinde buranın antik adının kome desanon olduğunu belirtir.Tabula imperi
Byzantine mö 3.yy da bölge presbytarosu tarafından verilen Desanon Kome adını taşıdığı
yazmaktadır.Kome köy anlamında Desanon ise kendro gibi merkez veya bağlantı merkezi ,kavşak
anlamına gelir.Ancak antik kaynaklarda ve Bizans kaynaklarında gördüğümüz üzere bugünkü
Kandıra da önemli bir yerleşim yerinin olmadığını bölge yerleşimlerinin denize doğru büyük ,iç kısımlarda daha küçük köylerden oluştuğunu (belki orman köyleri) Kandıranın Türklerin
yerleşmesinden sonra büyüyüp geliştiğini düşünüyorum.TİB de Kerpeden Karpe ,Carpi, Portua Carpi
(11 ve 12. Yy),Kefkenden Kaukanon ,Seyrekten Astrabeke olarak bahsedilir.Aynı eserde Parganlı
olarak anılan Bağırganlının adı Tenbon Kome olarak yazılıdır.Bilge Umar Anadolu yer isimlerini
Luviceye ile açıklarken Bağırganlıyı Luvice yüksek yer anlamına gelen parga sözcüğüne
bağlamaktadır.Bu kelime Türkçe de bağırmak fiiliyle ilgili bağırgan (doğurgan kelimesi gibi) kelimesiyle
benzeşip köyün yüksek bir tepede rüzgar ve dalga seslerinin buluştuğu bir yerde oluşu isminin
meydana gelişini sağlamış olabilir.Kefken adasına verilen isimler arasında bölgede yaşayan Thynlere
ithafen Thynia adası,Argoslu gemicilerden dolayı Appolonia adası,defne ağaçlarından ötürü
Daphnusia adası isimleri verilmiştir. Yer isimlerini incelerken 17.yy dan beri Anadoluyu gezen
seyyahların yer isimlerini yazarken telaffuz ve yazım hatalarına düştüklerini de unutmamalıyız.
Kandıra civarında Roma ve Helenistik döneme ait çok sayıda lahitler bulunmaktadır. Bunları
Kandıra köylerinde halen görmekteyiz. Ancak mimari parçaların azlığı dikkat çekmektedir.Bunun
yanında sahillerde ve Kefken adasında kale, manastır, hamam kalıntılarına rastlanmıştır.
Kefken adasında mö 5.yy’a tarihlendirilen sur kalıntıları bulunur.Antik çağdan geç Bizans
dönemine kadar kullanılan ada kalesi geç Bizans da piskoposluk merkezi olmuştur.Piskoposluk
merkezinin adada olması Kandıra’da surlara sahip korumalı bir merkezin olmadığının göstergesi
olarak değerlendirilebilir.284-305 yılları arasında Roma imparatoru Diocletianus döneminde (başkenti
izmite taşımıştı) takibe uğrayan ve öldürülen hıristiyan din adamları Photius ve Aniketos’un kemikleri
Doulkitios isimli bir piskopos tarafından adaya yaptırılan bir manastıra gömülmüştür.Kefken adası
Bizanslılar açısından önemli bir olaya da vesile olmuştur.1204 dördüncü haçlı seferinde latinler
İstanbulu ele geçirmiş imparator İznik kentine yerleşmek durumunda kalmıştır.İstanbul Latinler
tarafından yönetilirken 1261 yılında bir Venedik gemisiyle gelen podesta “biz yalnızca kenti ve
kendimizi korumakla kalmamalıyız.Rumlara karşı birşeyler yapmalıyız”diyerek latin askerleri ve
donanmayla beraber kefken adasını işgal etmek için bütün kuvvetleriyle İstanbuldan ayrılırlar.Bu
sırada İznikde bulunan imparator vııı.Mikhael’in ordu komutanı Bulgarlar üzerine sefere giderken
İstanbulu savunmasız görür ve kenti 25 temmuz 1261 de geri alır.15 ağustos 1261 de imparator
halkın sevinç gösterileri arasında kente girer.Bizim küçük Kefken adamız İstanbul’un Latin istilasından
kurtuluşuna aracılık etmiş olur.1949 yılında Kefken’de de 11.yy’a tarihlendirilen Bizans kalesi kalıntısı
tespit edilmiştir.
Bağırganlı’da Sardala koyunda 250-300 m açıkta yer alan küçük adacığın üzerinde Malkaya
kalesi olarak isimlendirilen bir kale ve yapı kalıntıları vardır.Ayrıca 7×3 m çapında bir su sarnıcına da
rastlanmıştır.
Seyrek koyunda bulunan kale kalıntılarının Bizans döneminden olduğu erken dönemlerden beri
kullanılan seyrek iskelesini koruma amacı taşıdığı sanılmaktadır.Kale kalıntılarının yanı sıra bir de
hamamın bulunduğu ,çevrede lahitlerin yer aldığı düşünülürse burada hareketli bir dönem
yaşandığını varsayabiliriz.
Teksen köyüne hakim olan Hisar tepesi üzerinde Roma dönemine ait bir kale bulunmaktadır.bu
kalede bölgeyi korumak ve haberleşmeyi sağlamak amacıyla bir Roma garnizonun olduğu
sanılmaktadır.
Son olarak Yağbolu mevkinde bulunan mağara ve yeleşmeden bahsetmek istiyorum.Yağbolu
pınarının civarındaki mağarada ana tanrıça Kybele’ye adanmış bir sunak ve etrafında seramik , kandil
parçaları bulunmuştur.Bunlar hıristiyanlık öncesi veya erken dönemde halen pagan kalmış kişilerin
bulunduğunu göstermektedir.Yağbolunda ayrıca villa tipi bir yapı veya erken dönem kilise yapı
kalıntısı ve bir dökümhane işliği bulunup üzeri koruma amacıyla kapatılmıştır.

Kandıra’nın antik çağda ve Bizans çağında sahilleri hariç pek canlı bir yerleşim olmadığı,bölgenin
İzmit’in kuzeyinden denize kadar sık ormanlarla kaplı olduğu ancak sahillerdeki limanlarda kısmen
hareketli bir yaşam olduğu anlaşılmaktadır.Kandıra Türklerin yerleşmesi ve bölgenin Osmanlı
beyliğine katılmasıyla şenlenecektir.Bu şenlenmeyi bir sonraki yazımda anlatmaya çalışacağım.

Dişhekimi İbrahim Ark

2 thoughts on “Kandıra Tarihi Üzerine Notlar- Diş Hekimi İbrahim ARK

  1. Güzel bir araştırma yazısı emeğinize sağlık. Cebeci, kefken ve civarı ile ilgili olarak bir arkadaşında derin araştırmaları var. İsmi Aygunde de var belki araştırmanıza yardımcı olur

  2. Ellerine , emeğine sağlık İbrahimciğim. Böyle işte, bilgi sorumluluk yüklüyor insana, yaymak, paylaşmak pek çok insana nakletmek de bunu yerine getirmenin yollarından biri. Çok güzel bir derleme olmuş bu. Toplayıp hazırlayıp sunan olunca bize kolay kısmı kalıyor tabii. Yazının altına küçük bir kaynakça koyarsan çok iyi olur. Çok teşekkürler kardeşim .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir