Melahat ALKAN AŞIKOĞLU TEMA ve DOĞA SEVGİSİ

Dünyadaki tüm canlılar, içinde bulunduğu kabuğu, zırhı veya perdeyi kırarak, yırtarak kendileri için yeni olan bir ortama geçerler. Kendi kabuğunu kırma olayı her ortamda olmaz. Kabuğun kırılabilmesi için uygun iklim, yani ısı, nem, toprak, güneş ve hava gibi dış etkenlerin uygun oranda olması gerekir.

Kabuğu kırılmış bir canlının büyüyüp gelişebilmesi için de yine uygun ortam gereklidir. Her canlının kabuğunu kırması için ve kabuğunu kırdıktan sonra büyüyüp gelişebilmesi için gerekli olan uygun ortam şartları aynı değildir. Bu nedenle yöresel özelliklere göre farklı canlılar vardır.

Aklı, duyguları, vicdanı ve zekası olan insanların da sosyal yaşantılarındaki bazı değişimler “kabuğunu kırmak” deyimi ile açıklanabilir. Kendinin ve çevresinin farkına varıp dış dünyaya açılan, kendini olumlu yönde geliştirmek için çaba harcayan insanlar için de “kabuğunu kırdı” tanımlaması yapılabilir.

Kandıra Halk Eğitim Dernek Başkanlığı yapmaya başladıktan sonra, yurt gezileri düzenlemeye başladım. Türkiye’nin doğal güzelliklerini, tarihi yerlerini, tarihi kalıntılarını, gezip öğrenmeye başladık Kandıralılarla birlikte.

Bu geziler bende doğa, hayvan ve insan sevgisinin daha da büyümesine neden oldu. İnsanların dünyada diğer canlılarla birlikte uyum içerisinde yaşamasının insan hayatına anlam, güzellik ,olduğunu anladım. İnsanların diğer canlılar ve varlıklarla karşılıklı anlayış ve denge içinde yaşamasıyla dünyanın daha güzelleştiğini gördüm. Ama bu dengenin, insanlar tarafından, insanlar lehine bozulmaya başlaması, sonuçları acı ve yıkım olan doğa olaylarına neden olduğunu gördük hep birlikte.

Çevre sorunlarıyla, çevre felaketleriyle tanıştığım yıllarda yolum TEMA Vakfı ile kesişti. TEMA Vakfı benim “kabuğumu kırma”ma neden oldu. Dünyanın durumunu, gidişini, çevre sorunlarını ve çözüm yollarını araştırma, öğrenme ve çözüm için çaba harcamayı ödev olarak görmeye başladım.

TEMA (Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma) Vakfı, Toprak Dedemiz Hayrettin Karaca önderliğinde 1992 yılında kurulmuş bir vakıftır. Hayrettin Karaca maddi, manevi varlıklarını vakfa bırakmış ve kalan ömrünü TEMA Vakfına adamıştır.

“İhtiyacımdan fazlası bana ait değildir” özdeyişi Hayrettin Karaca’ya aittir. Bu özdeyiş, aşırı tüketimin, bilinçsiz ve yanlış tüketimin dünyamıza, çevremize ve doğamıza çok zarar verdiğini anlatmak için söylemiştir. Savaşların temel nedeni de tüketim çılgınlığıdır. Bu nedenle doğamızı korumanın birinci yolu bilinçli tüketim yapan bir toplum oluşturmaktır. Bu amaçla, TEMA Vakfı çocuklardan başlayarak herkese tüketim ahlakını kazandırmak için anaokullarında, ilkokullarda, ortaokullarda, liselerde ve üniversitelerde  eğitim etkinlikleri düzenlemektedir.

 “Toprak yoksa hayat yok” sözü vakıf gönüllülerine yol gösteren bir sözdür. Toprak en değerli doğal varlığımızdır. Toprak, erozyonla yok olmaktadır. Kimyasal ve biyolojik atıklarla, yangınlarla kalitesini, canlılığını,  verimini kaybetmektedir.

Toprak, diğer tüm varlıkların varoluş sebebidir. Toprağın yok olmasına, kirlenmesine ve nitelik değiştirmesine asla izin vermemeliyiz.

Toprak temel varlık olmak üzere; su, hava ve güneş yaşam kaynaklarımızdır. Temiz toprak, temiz su, temiz hava ve ozon tabakasından süzülerek gelen güneş ışığı, geleceğimizin ve sağlıklı yaşamamızın garantisidir.

Kabuğunu kırıp dünya hayatı ile buluşan tüm canlıların sağlığı ve huzuru için, gelişip büyümesi ve varlıklarını devam ettirebilmesi için uygun ortam, temiz toprak, temiz hava, temiz su ve temiz güneştir.

               TEMA Vakfı Gölcük İlçe Sorumlusu olarak, Vatanını, Toprağını, Yaprağını, Bayrağını seven herkesi, TEMA Vakfının mücadelesine destek olmaya ve katılmaya davet ediyorum.

                                                                                                                                Melahat Alkan Aşıkoğlu

                                                                                                                    TEMA Vakfı Gölcük İlçe Sorumlusu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.