Doç.Dr.Kenan ACAR

YOZ PİDE…

Her yörenin kendine özgü bir konuşma biçimi var. Bunlara halk arasında “şive”
dense de doğrusu “ağız” sözü. Kandıra’nın da kendine has bir konuşma biçimi var tabii:
Kandıra Ağzı… Kandıra ağzında ülkemizin günlük standart konuşma dilindeki
kelimelerle birlikte her yerde kullanılmayan sözler de var. Bunların bir kısmını biz
şehirde yaşayanlar biliyor ama kullanmıyoruz. Bir de bilip kullandığımız ama farklı
anlamda kullandıklarımız da var tabii… Sözün kısası bu ilk yazımızın konusu, Kandıra
ağzındaki bu tür farklı sözler ve herkesin bildiği kelimelere Kandıralıların yüklediği
farklı anlamlar. Elbette bunların tamamını değil, dikkatimizin çekenlerin bazıları…
Bu tür kelimeler genel sözlüklerde “halk ağzında” anlamında hlk. kısaltmasıyla
veriliyor. Bir kısmı genel sözlüklerde bulunmuyor. Onlar için özel bir sözlüğe, Türk Dil
Kurumunun Derleme Sözlüğü’ne bakıyoruz. Bu sözlük bugün kurumun internetteki ağ
kümesinde Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü adıyla sanal ortamda da yayımlanıyor. Hem
de daha geniş, yeni araştırmalarla güncellenmiş biçimiyle. Halk ağzındaki bazı sözler
orada da bulunamayabilir tabii. Kıyıda köşede kaldığı, kayda geçmediği için. Bazen de
genel sözlüklerde veya Derleme sözlüğünde kelime veya ifadeyi buluyorsunuz ama sizin
bildiğiniz anlamı orada yok…
Bunlardan biri avara kelimesi. Farsça kökenli. Her iki sözlükte de var. Ancak
Kandıra ağzındaki anlamıyla değil. Türk Dil Kurumunun yayını olan Türkçe Sözlük’te
sadece “işsiz güçsüz, başıboş, aylak” anlamları verilmiş. Yani bildiğimiz “avare”. Derleme
Sözlüğü’nde şaşkın, işsiz, kararsız, normal gelişmeyen ekin, hamal, manda vb. pek çok
anlamı mevcut. Bizdeki anlam yok. Büyüklerimiz bu sözü “hasta” anlamında kullanırdı:
“Büyün çok avarayım.” (Bugün çok hastayım.), “Avara oomuş”(Hastalanmış.) vb.


Bir diğeri balkımak. Türkçe Sözlükte “parlamak, şimşek çakmak, suyun
halkalanması, bir organın ağrıması” anlamları var. Derleme Sözlüğü’nde bunlarla birlikte
“yüzmek, çürümek, uyumak” vb. anlamları da var. Kandıra’dan da “meyvenin
olgunlaşması” anlamı verilmiş. Ancak bizde bu fiilin her iki sözlüğe de girmeyen bir
anlamı var: Soba aşırı derecede tüttüğünde ortamdaki dumanın yoğunluğunu ifade
etmek için “Balkıdı!” derdi bizden büyükler bir vakitler…
Bölme, çocuklarımıza sorarsanız bir matematik işlemidir sadece. Ama tarlada izi,
harmanda yüzü olan atalarımız için bölme, “keten vb. saplı bitkilerin destelerinin
birleştirilmesiyle oluşan ve başağa yakın yerinden (kendi türünden yumuşak bir bağla)
bağlanan birimi” idi. Keten de unutuldu, dolayısıyla bölme de… Bu sözün de Türkçe
Sözlük’te (bölmek işi, küçük oda, tahta perde vb.) yedi, Derleme Sözlüğü’nde ise altı
farklı anlamı var: Tomruk, ambar, çay tabağı, ada, banyo vs. Ama bizdeki anlam ikisinde
de yok.Herkesin bildiği bir kelimedir cacık. Akla çoğunlukla yoğurtla ayran arası bir
kıvamda ancak yöresine göre salatalık, nane vb. şeyler katılan, çoğunlukla sarmısaklı,
serinletici bir yardımcı yemeği getirir özellikle baharatlı ana yemeklere eşlik eden… Bu
anlamıyla birlikte Türkçe Sözlük’te iki, Derleme Sözlüğü’nde yedi farklı anlamı var: Bir
tür ot, çökelek, semizotu, yabani mantar, bebek, çocuk vb… Oysa bizdeki anlam yine yok.
“Salatalık, hıyar” anlamındadır bizde cacık. Pazara giden teyzelerimiz “Bi kilo cacık vee
ordan!” diye seslenir pazarcıya…


Cazgır, “güreşte pehlivanları seyircilere yüksek sesle tanıtan kişi” olarak bilinir
genelde. Sözlüklerimize göre bazı yörelerde de “fitneci” veya “sözünde durmayan kişi”
anlamlarına da gelir. Kandıra’da bu söz “kuru gürültü çıkartan, yaygaracı” insanlar,
(sadece onlar için olmasa da) özellikle kadınlar ve kız çocukları için kullanılırdı bir
zamanlar. Bu anlam da Türkçe Sözlük ve Derleme Sözlüğü’ne girmemiş.
Genel dilde bilinip kullanılmayan çelek sözü, Türkçe Sözlük’te “is. hlk. Boynuzu
kırık veya eğri hayvan.” şeklinde verilmiştir. Derleme sözlüğü’nde bununla birlikte sekiz
farklı anlamı vardır bu sözün: Demir su kovası, yakışıklı, şaşı, kaba, kanat tüyü vs..
Bizdeki anlam yine yoktur: “Yamuk ya da şekilsiz kavun-karpuz veya kafa, böyle kafası
olan kişi.”


Böyle kelimelerden biri de eştirmek fiili. Genel sözlüğümüzde “eşmesini
sağlamak” ve “atı hızlı sürmek”, Derleme Sözlüğü’nde ise halk arasında kullanılan
“koşturmak” ve “kazdırmak” anlamları var. Kandıra ağzındaki “bilinmesi istenmediği için
açığa vurulmayan birtakım bilgileri öğrenmek amacıyla ısrarla ve sürekli soru sormak”
anlamı yine yok.
Gergi, genel dilde bulunmayan sözlerden. Nitekim Türkçe sözlük’te halk ağzına
ait olduğu belirtilerek “perde” ve “İp, kayış, tel vb.ni gerginleştirme işinde kullanılan
araç” şeklinde anlamlandırılmış. Derleme Sözlüğü’ne on dört farklı anlamı var: Engel, iş
önlüğü, uzaklık, büyük kazan kapağı, kağnı dingilleri arasındaki ağaç vs. Bizim
büyüklerimiz bu sözü “gergin” sıfatıyla aynı anlamda, onunla nöbetleşe kullanırlardı. Bir
çuvalın ağzı gereğinden sıkı bağlandığında, “Gergi oomuş!” (Gergin olmuş) derlerdi…
Şehirli dilinde olmayan bir sözdür haydamak. Bu sebeple Türkçe Sözlük’te hlk.
kısaltmasıyla gösterilen bu fiilin iki anlamı vardır orada: 1. Çifte koşulan hayvanı
sürmek, dehlemek. 2. Argo Kovmak, defetmek. Derleme Sözlüğü’nde ise Bolu’daki “yan
gelmek, vaktini boşa geçirmek” anlamıyla birlikte bizdeki (Kandıra’daki) “Çifte koşulan
hayvanı sürmek, dehlemek.” anlamı da verilmiştir. Ancak bizde bu kelime sadece hayvan
arabaları için değil, “motorlu olup da üzerine binilerek kullanılan” araçların köy hayatına
girmesiyle birlikte onlar için de kullanılmaya başlamıştır. “Sürmek, yürümesini
sağlamak” anlamında. Bizim köylerimizde insanlar arabayı sürerken “Haydiyebiliyom”
(Sürebiliyorum) derdi bir zamanlar…
Kımkım da Türkiye Türkçesinin yazı dilinde bulunmayan, halk arasında
kullanılan bir söz. Nitekim o da hlk. kısaltmasıyla gösterilmiş Türkçe Sözlük’te ve “ağır ağır konuşan (kimse)” ve “Her işinde ağır davranan (kimse)” anlamları verilmiş.
Derleme Sözlüğü’ne de aynı anlamlar var. Oysa Kandıra ağzında olumsuzluk bildiren
sıfat olarak kullanılan “Yerinde duramayıp devamlı sağına soluna doğru hareket eden”
anlamı yok sözlüklerde. Görüldüğü gibi onlardakinin tam tersine bir anlam var Kandıra
ağzında. Eskiler, “Otu ottiing yerde, gımgım!” (Otur oturduğun yerde, kımkım!) diye
azarlardı çocuklarını.


Andığımız iki sözlükte “otlak”, birinde de buna ilaveten “yaprak dökümü”
anlamları kaydedilen salmalık sözü, Kandıra ağzında “yağmalamaya elverişli ortam”
anlamda kullanılıyor. Herkesin bir pay kapmak için bir şeye saldırdığı durumlarda
yağmacılar “Salmalık mı var?..” diye uyarılır ve kınanır.
Halk ağzına özgü olup çok sık kullanılmayan bir fiildir tirildemek. Yukarıdaki
sözlüklerin ikisinde de anlamı “titremek” diye verilmiştir. Kandıra ağzında bu fiilin özel
bir kullanımı vardır. “Elbise türünden şeyler temizliğinden veya yeniliğinden dolayı
parlamasını” ifade eder. “Yaasıdım. Tirildiiya!” (İmrendim. Parıldıyor!) diye gıpta
ettiklerini belirtirdi eskiler.
Bir de yoz sözü var. Genel sözlükteki bilinen anlamları “işlenmemiş” ve
(mecazen) “kaba, adi, yozlaşmış, dejenere” anlamları var. Derleme Sözlüğü ve Türkiye
Türkçesi Ağızları Sözlüğü’ne çeşitli yörelerden derlenen on üç farklı anlamı kaydedilmiş:
Kısır, davar, yosun, bakımsız vb. Kandıra’dan da “İşlenmemiş verimsiz toprak” anlamı
bulunuyor. Ancak Kandıra’da bu sözün bir de pide vb. yiyecekler için kullanılan “içi boş”
anlamı var. Bu anlam iki sözlüğe de girememiş. Kandıra’nın “mancarlı pide”si gibi
yapılan ancak içi boş olarak pişirilen pideye “yoz bide” (yoz pide) denir.
Mancarlı pide ile birlikte köy fırınlarının önünde yenir vesselam…

5 thoughts on “Doç.Dr.Kenan ACAR

  1. Çok güzel bi yazı olmuş okurken o kadar çok kelime geldi ki aklıma kullandığımız bize ait olan.

  2. Etimolojik araştırma ve derlemerinizi beğenerek okudum.
    Bu dil biliminde araştırılıp zengin Türkçemizi çesitlendirme konusundaki emeklerinize sağlık başarılar dilerim.

  3. Gerçekten yöremizin ilginç kelimeleri var fakat bunlar konuşma dilinde kullanılıyor yazım dilinde kullanılıyor mu?
    Kandıra’nın bu güzelliklerini dile getirip derlediğiniz için emeğinize kaleminize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.