Vesayet Savaşları- E.Dz.Kd.Alb. Ali KOCATÜRK

VESAYET SAVAŞLARI
Dünya günümüzde çok farklı savaşlarla mücadele ediyor. Küresel ve bölgesel güçler birbirleri ile, birbirlerine doğrudan savaş açmak ya da saldırmak yerine vekalet savaşı olarak pozisyon alıyorlar. Bu savaşlar da taraflar mücadelelerini kendi askeri güçlerini doğrudan kullanmak yerine müttefiklerini, müttefik yapmaya çalıştıklarını, hedefledikleri ülkelerdeki farklı yapıları öne sürerek ya da kullanarak gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Bu durum da küresel güçlere avantajlar sağlıyor. Bu mücadele yöntemi hedefe ulaşmak için gerekli maliyetleri daha da azaltmaktadır. Günümüzde en çok tercih edilen yöntem budur.
Rusya Ukrayna arasındaki durumu bu açıdan değerlendirmek de mümkündür. Rusya Ukrayna’da geçtiğimiz yıllarda öncelikle Rusya’ya bağlı bir yönetim oluşturdu. Ancak Ukrayna halkı yüzünü batıya dönmüş ve kendilerini batılı gördükleri için bu durumu kabul etmediler. Yapılan seçimlerde bahse konu yöneticileri seçmediler. Bu yöneticilerin yerine batı yanlısı olan hatta Nato’ya girmeyi hedefleyen yeni yöneticileri seçtiler. Rusya yanlıları yönetimi kaybedince beklendiği gibi Rusya boş durmadı. Bu durumu kabul etmeyen Rusya Ukrayna’daki Rus yanlılarını ve Rus vatandaşları yeni yönetime karşı desteklemeye başladı.
Kırım’a operasyon yapıldı ve Kırım ilhak edildi. Aynı zamanda Rus nüfusun fazla olduğu ve desteklerini arttırdığı Donbass ve Luhansk bölgelerinde Rus ayrılıkçılar vasıtasıyla operasyonlar yaptı. Bu iki bölgede Rusya’nın desteklediği ayrılıkçılar tek taraflı olarak iki Cumhuriyet ilan ettiler. Rusya halihazırda devam eden ‘Özel Askeri Operasyon’ ile beraber Donbass ve Luhansk Halk Cumhuriyetlerini bağımsız ülkeler olarak tanıdı. Bu olaylar gerçekleşir iken kendi ordusunu kullanmadı. Sadece iki bölgede bulunanlara maddi ve manevi destek verdi.
Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan Rusya’nın ‘Özel Askeri Operasyon’ diye adlandırdığı durum her ne kadar kendi kuvvetlerini de kullanıyor ise de burada da vesayet savaşı olarak değerlendirilecek kuvvetler de mevcuttur. Rusya kendi ordusu ile harekata başlamıştır. Ancak bqğımsızlıklarını tanıdığı iki Cumhuriyeti vesayet (ayrılıkçı güçler) güçlerini destekleyerek oluşturmuştur. Harekat öncesinde ve devam ederken ordusu dışındq farklı yapıları da Ukrayna’nın farklı şehirlerine göndermiş ve şehir merkezlerinde sokak savaşları/suikastlar yapmak üzere görevlendirmeler yapmıştır. Hatta basında çıkan kimi haberllere göre Suriye’de Libya’da çatışan kimi grupları da bölgeye destek olarak göndermiştir.
Rusya; harekatın başlangıcından günümüze kadar geçen zamandaki durum değerlendirildiğinde hedefine ulaşamamıştır. Böyle bir direnç ile karşılaşmayacağı ve birkaç gün içinde Ukrayna’da hedefine ulaşabileceğini değerlendirmiş. Hedef yönetimi görevden uzaklaştırmak ya da istifa ettirmek idi diye değerlendiriyorum. Rusya Bçbürokrasiden yani devlet içinden gelmeyen ya da siyasi geçmişi olmayan Ukrayna Devlet Başkanı ve halkından bu direnci beklemedi. Farklı kulvardan gelen devlwt başkanının Rusya’nın beklediği şekilde hareket etmemesi Ukrayna halkını cesaretlendirdi ve ayağa kaldırdı. Rusya’nın ‘Özel Askeri Operasyon’ diye başlattığı hareket Ukrayna halkının topyekün direnişine evrildi. Bu durum oluşmasında Devlet Başkanının Rusya’ya karşı duruşu büyük etken olmuştur.
Rusya’nın harekatı ‘Özel Askeri Operasyon’ diye adlandırması siyasi ve ekonomik maliyetleri azaltmak, Dünyadaki ülkelerin tepkisini çekmemek/azaltmak hem de Uluslararası kuruluşlardan olabilecek yaptırımları azaltmak içindir. Yoksa yapılan harekatta bu kış şartlarında rakamlar doğrulanamasa da kayıpların (her iki taraf içinde) oldukça fazla olduğu basın yayın organlarında açıklanmaktadır. Rus birlikleri Ana Karargah ve Ülkelerinden uzaklaştıkça Lojistik (İkmal/iaşe) imkanları zayıflamakta olup harekat yavaşlamaktadır. Lojistik Destek Faaliyetleri de anlaşılan harekatın kısa süreceği üzerine planlanmış.
Rusy’ya karşı olan ABD başta olmak üzere Batı dünyası Rusya’yı yıpratmak, zayıflatmak, direncini kırmak, ekonomik yaptırımlar dahil muhtelif senaryolar üzerinde yıllardır çalışmaktadırlar. Bu defa Ukrayna’yı sahaya sürmüşlerdir. Ukrayna’yı sahaya süren güçler önce yanlız bırakmış görünmüşler ve Rusya’yı cesaretlendirmişlerdir. Bu durum da planın bir parçası olsa gerek. Rusya kuvvetlerinin karargahlarından ve ülkelerinden uzaklaşması, Ukrayna içlerine kadar girmesi beklenmiş ve ardından Ukrayna’ya silah ve ekonomik yardım ve destekler yapılmaya başlamıştır. Bu durum Ukrayna yönetşmi ve halkına cesaret vermiş, direncini arttırmış, moral ve motivasyon vermiştir. Bu desteklerin neticesinde Rus parası % 30 değer kaybederken Ukrayna parası % 1-2 değer kaybetmiştir. Harekat esnadında kadın, çocuk ve yaşlılar madur olmuştur. Çeşitli basın yayın organlarında kış şartlarında halkın yaşadıkları dramlar yayınlanmaya başlamış ve devam etmektedir. Bu görüntüler Ukrayna halkına dünya milletlerinin tam desteğine sebep olmuştur. Bu destek mücadele gücünü daha da arttırmış herkes sokaklarına tahkimatlar yaparak sokaklarını savunmaya hazır hale gelmiştir.
Büyüklerimiz ‘Savaş süngünün uçunda biter’derler. Günümüzde bu söz hala geçerlidir. Şehir merkezlerine harekat yapılmaya başlandığında saldıran kuvvetlerin ne ile karşılaşacaklarını hesaplayabilmek çok kolay değildir. (Bizim son dönemde (2015-2016 yıllarında) yaşadığımız hendek savaşlarının şehitlerimizi ve sivil vatandaş kayıplarımızın milletimizin yüreğini nadıl yaktığını hatırlatmak isterim. Ruhları şad olsun) Lwhir merkezlerinde nereden ne çıkacağını bilemezsiniz ve sivil asker kayıpları artar. Aklıselim ile hareket etme zamanı gelmişte geçmektedir. Ancak emperyal güçlerin planları bitmez. Batının ekonomik yaptırımları da vesayet savaşlarının bir parçasıdır. Şirketlere, bankalara, oligarklara yaptırımlar uygulamak, Rusya’nın ve vatandaşlarının mal varlıklarını dondurmak, el koymak, ticaret yapmamak, Batılı şirketlerin Rusya’daki faaliyetlerine son vermek, petrolünü almamak, dünyadan izole etmek, nihayetinde borçlarını ödeyemez hale getirerek temerrüde düşürmek. Bu faalşyetlef Rusya halkının fakirleşmesine sebep olmak, belji de mevcut yapısının dahi tehlikeye girmesine sebep olabilir. Hatta 25 Aralık 1991 yılındaki SSCB gibi bir dağılım sürecine girmesine sebep olabilir mi??? SSCB gibi olacağım derken mevcut yapının da dağılmasına doğru bir sürece evrilebilir mi?ABD ve Batı dünyasının böyle bir senaryosunun olmadığını söyleyemem.
‘Zenginler savaş çıkarır, fakirler ölür.’ Göreceğiz.
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün;
‘Ulusun Hayatı Tehlikeye Girmedikçe; Savaş Bir Cinayettir’
‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ sözleri ile bitirmek isterim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.