Türkiye de Yaban Hayvanları ııı(Sansargiller ve Kuşlar)-Yüksek Orman Mühendisi Erkan KAYAÖZ

FAMİLYA: Mustelidae, Sansargiller

         PORSUK  (Meles meles) 

                                                                 Porsuk    

         Gövde uzunluğu 60-75 cm, omuz yüksekliği 30 cm, kuyruk uzunluğu 15-20 cm, ağırlığı 10-18 kg’dır. Kısa bacaklı tıknaz vücutludurlar. Kuyruğu kısa ve küttür. Boynu kısa ve kalındır. Başı uzun ve ağız kısmı sivridir. Kulakları küçük, yuvarlak, birbirinden ayrık ve çok az çıkıktır. Vücudunun rengi kurşuni siyahtır. 

         Yapraklı ve karışık ormanlarda, yer yer kayalıklı ve ağaçlıklı kenarlarında, 2000 metre yüksekliğe kadar dağlık arazide yaşar. Yurdumuzda Trakya’dan  Karadeniz boyunca devam eden kıyı ve iç kesimlerdeki ormanlarda  bulunur. Geceleri faaldir. Fareler başlıca besinleridir. Bunların yanında böcek, larva, kurbağa ve çeşitli sürüngenler, tavşan yavruları, yerde yuva yapan kuşların yumurtaları ile beslenirler. Çiftleşme zamanı erkekler uluma gibi boğuk çığlıklar atarlar. Temmuz-Ağustos aylarında çiftleşirler. 7 ay süren gebelik sonunda Şubat –Mart aylarında 2-3 yavru doğururlar. Yavrular 2 yılda erginleşirler. 15 yıl kadar yaşarlar.  

          KAYA SANSARI  (Martes foina)  

                                                    Kaya sansarı

         Gövde uzunluğu 40-50 cm, omuz yüksekliği 12-15 cm, kuyruk uzunluğu 25-30 cm, ağırlığı 1,2-2,3 kg’dır. Kürkünün rengi açık kahverengi, gri kahverengidir. Gerdanında süt beyaz veya açık sarımtırak leke, göğüste çatallanarak ön bacaklara kadar iner. Kuyruk ve ayak lar sırta göre daha koyu renktedir. Kulak kepçesi kısa ve geniştir. Kuyruğu uzun ve bol kıllı, bacakları kısadır.

         Kayalık ve taşlı orman kenarlarında dere içlerinde yaşar. Yurdumuzda düz ve geniş ovalar haricinde her tarafta yayılış gösterir. Gün içinde faaldir. Her bireyin kendine özgü avlanma alanı vardır. Besinlerini kemirgenler, tavşanlar, kuşlar ve sürüngenler oluşturur. Temmuzda çiftleşirler ve 8-9 ay gebelik sonucunda 3-4 yavru doğururlar. 10-12 yıl yaşarlar.

         AĞAÇ SANSARI  (Martes martes) 

                                                           Ağaç sansarı

         Gövde uzunluğu 38-50 cm, omuz yüksekliği 15 cm, kuyruk uzunluğu 20-27 cm, ağırlığı 1-2,5 kg’dır. Kürkleri kışın belirgin koyu samani kahverengidir. Karın kısmı ise açık kahverengidir. Boyun altı lekesi açık sarıdan portakal sarısına kadar değişir. Kaya sansarında olduğu gibi çatallanmaz. Kafa ve sırt daha koyu renklidir. Ayakları ve kuyruk ucu gövdeye göre daha koyu renklidir. Kulakları geniş ve yuvarlaktır. Yazın rengi daha koyu, boyun kısmı daha parlak, kılları daha kısadır.

         İbreli ve karışık ormanların devrik ve kovuklu ağaçlarında yaşar. Yaşlı ve yüksek gövdeli ormanları tercih eder. Orman sınırının üstüne de çıkarlar. Yurdumuzda yaşama alanına uygun yerlerde yayılış gösterir.  Besinlerini kemirgenler, kuşlar, kuş yumurtaları, böcekler, larvalar oluşturur. Üzümsü meyveleri de yerler. İki yılda bir yaz aylarında çiftleşir ve 8-9 ay gebelik sonucu 3-4 yavru yapar. 10-12 yıl yaşarlar. 

         SU SAMURU (Lutra lutra)

                                                         

         Gövde uzunluğu 65-85 cm, omuz yüksekliği 25-30 cm, kuyruk uzunluğu 35-55 cm, ağırlığı 8-15 kg’dır. Dış görünümü suda kolayca yüzmesine uygun biçimde uzun, basık, yuvarlak gövdeli, kısa bacaklı, kalın kuyrukludur. Başı yuvarlak ve basık, ağız kısmı küt ve yuvarlaktır. Kulakları küçük ve çok az çıkıktır. Boynu kalın ve uzun, burnu uzundur. Kısa ve kalın bacakları, araları perdeli beş parmaklı ayakları bulunur. Sırt ve yanlarında yatık olarak bulunan kılları, parlak kahverengidir. Vücudunun alt kısmı daha açık, gerdanı açık gridir.

       Temiz akarsu kenarlarında, açık bataklıklarda, nehir ağızlarında ve deltalarda yaşar. Genellikle alaca karanlıkta ve geceleri hareket halindedir. Yaşantıları suya bağlıdır. Çok iyi yüzerler. 

        Nisan, mayıs aylarında çiftleşirler, gebelik süresi 9 haftadır, 2-4 yavru doğururlar. Yavruların gözleri 30-35 günde açılır. Besinlerini balıklar, kabuklu su canlıları, kurbağalar, su kuşlarının yavru ve yumurtaları teşkil eder. 15 yıl kadar yaşar.

         Yurdumuzda sadece temiz akarsu kenarlarında az sayıda yaşar. Nesli tehlike altındaki türlerdendir.

        FAMİLYA: Viverridae, Kuyruksürenler 

        KUYRUKSÜREN (Herpestes ichneumon)

                                                                 Kuyruksüren 

         Gövde uzunluğu 55-60 cm, omuz yüksekliği 20 cm, kuyruk uzunluğu 35-45 cm, ağırlığı 7-9 kg’dır. Dış görünümü su samuruna benzemekte ise de, kılları daha kalın, sert ve uzundur. Rengi boz sarıya çalan açık kahverengidir. Kuyruğunu yerde sürüyerek yürür ve kalın bir iz bırakır.

         Akarsu kenarları, kamışlı dere yatakları ve vadilerde yaşar. Gündüz ve gece aktiftir. Yılanların baş düşmanı olarak bilinir. Mart, nisan aylarında çiftleşir, 1-4 yavru yapar. 12-15 yıl yaşar. Yurdumuzda Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunur.  

        B) KUŞLAR    

        Yeryüzünde 100 milyardan fazla kuşun yaşadığı tahmin edilmektedir. Bunlar değişik davranış ve görüntüsü olan 8000’i aşan türe ayrılır.

Baykuş ve Atmaca yırtıcı kuşlardır; ancak biri gece diğeri gündüz avlanır. Göz kamaştırıcı bir kuş olan İbibik’in aksine Bülbül’ün ötüşü çok güzeldir. Guguk kuşu başka tür kuşların yuvalarına yumurtlar, çıkan yumurtaları da yuvanın asıl sahipleri besler. Başka kuşlar, örneğin kazlar iyi birer anne-babadır, yavrularını aylarca gözetirler. Karasağan gibi bazı kuşlar iyi uçucudurlar, Mezgeldek gibiler koşmada, küçük Batağan gibiler yüzme ve dalamada ustalaşmışlardır.

  1. Kuşların Temel Özellikleri

         Kuş tüyü, birbirinin içine girmiş küçük parçalardan oluşan karmaşık bir yapıya sahiptir. Tüylerin sağlıklı olması, kuşun bunların gagasıyla düzenli olarak taramasına bağlıdır. Canlılar dünyasında sadece kuşların tüyü vardır. En dıştaki tüyler uçmaya yarar ve gövdenin ıslanmasına engel olur. Daha içtekiler ise vücudu sıcak tutar. Yeni doğan yavrular genellikle çıplak ve tüysüzdür. Tüyler çıkıp da uçma öğrenene kadar anne ve babalar yavruları yuvada besler.

        Kuşların uçarken gösterdikleri çeviklik ve hız, kanat biçimlerine göre değişir. Hızlı uçuşlar için uzun ve sivri kanatlar gerekirken havada uzun süre kalabilmek için geniş olanlar yararlıdır. 

          Kuşlar çiftleşmeden önce birbirlerine kur yaparlar. Leyleklerin gagalarını takırdatmaları buna güzel bir örnektir. 

          Bazı kuşların yuvaları karmaşık bir yapı özelliği gösterirken bazı kuşlar hiç yuva yapmaz. Bazıları da yumurtalarını kumsallardaki çakılların üzerine bırakır. Dişi tüm yumurtalarını yumurtlayınca, üzerlerine oturarak kuluçkaya yatar. Böylece yumurtaları sıcak kalır ve civcivler gelişebilir.

  1. Kuşların Çevreye Uyumu 

          Bütün kuşlar en iyi yararlanabilecekleri şekilde çevrelerine uyum gösterirler. Özellikle gaga ve pençeleri bu uyumun iyi birer göstergesidir.

            

      Sağanlar zamanlarının çoğunu havada geçirirler. Uzun kanatları ve kısa bacakları vardır. Küçük kısa gagalarıyla uçan böcekleri yakalarlar. Ağaçkakanlar ağaçlardaki böcekleri bulmak için kuvvetli gagalarını keski gibi kullanırlar. Önde iki, arkada iki parmak olacak şekilde pençeleri de ağaç gövdelerine tutunmalarına yarar.

Florya’nın tohum yemeye uygun gagası kısa ve kalındır. Bütün öteki tüneyen kuşlar gibi ayakları konduğu dalı kendiliğinden sıkıca kavrar, böylece rüzgarda ya da uyurken aşağı düşmez. 

          Ördekler perdeli ayaklarıyla yüzer ve beslenmek için dalarlar. Çulluklar ise ince gagalarını çamura daldırıp besin ararlar. 

      

          Yırtıcı kuşların pençelerinde, avlarını yakalayıp taşıyabilecekleri kanca gibi tırnakları vardır. Gagaları da etleri koparabilecek kadar güçlüdür. 

  1. Kuşların Göçü

            Bazı kuşlar sonbaharda, çevre koşullarının mevsimlik değişimlerine uyum sağlamak için daha bol besin bulabilecekleri ılıman bölgelere doğru yola çıkarlar. Türkiye bazı önemli göç yollarının yer aldığı bir ülkedir. Her sonbahar binlerce yırtıcı kuş ve yüz binlerce leylek İstanbul Boğazından geçerek güneye göç ederler.

                                                            Kuş göç yolları   

            Kırlangıçlar (Hirundo rustica) Güney Afrika’dan dönüşlerinde eski yuvalarını bularak tekrar kullanırlar. Kızılardıç (Turdus iliacus),  yazı kuzeyde; İskandinavya ve Kuzey Rusya’da geçirir. Sonbaharda güneye göç eder. Türkiye’de sadece kış boyunca görülür. Turna (Grus virgo) gibi bazı kuşlar göç ederken düzenli, genellikle “V” şeklinde göç katarları oluştururlar.  geçirirler, bu bölgelerde ürer. Sonbaharda güneye göç edip Afrika’da kışlar. Türkiye’de sadece göç mevsiminde görülür. Karakulaklı kuyrukkakan (Oenanthe hispanica) yazı Türkiye’de geçirir ve ürer. Sonbaharda güneydoğuya göç eder, kışı da Arabistan’da geçirir.

                      

          Bilim adamları, kuşların yönlerini nasıl böylesine doğru saptayarak göç ettiklerini araştırmaktadır. Kuşların yön bulmak için güneyi ayı ve yıldızları kullandıkları bilinmekte, ayrıca dünyanın manyetik alanına karşı da duyarlı oldukları sanılmaktadır. 

Göç, kuşlar için tehlikeli bir olaydır. Kuvvetli olanları yollarından saptırır, sis yön bulmalarını güçleştirir, şiddetli kar ise kuşların soğuğa yenik düşmelerine yol açar. 

  1. Kuşların Yaşam Ortamları

          Kuşların dünyanın her köşesinde rastlanır, ancak her türün uyum gösterdiği kendine özgü bir yaşama ortamı vardır. Kır ya da benzeri açık alanlardaki kayalar, ağaçlar, çalılar kuşlar için çeşitli sığınak ve yuva yerleri sağlar. Buralardaki tohumlar, böcekler ve küçük memeliler kuşların besinini oluşturur. Sulak alanlardaki kuşlar;  bitkiler, böcekler, kurtçuklar ve balıklarla beslenir, dere kenarlarında oyuklarda ve sazlıklarda yuvalanırlar. Dağlarda Akbaba ve Kartal gibi yırtıcı kuşların yanı sıra Kuzgun (Corvus corax), Dağ Kargası (Pyrrhocorax pyrrhocorax), Ürkeklik ve Karabaşlı Kanarya (Serinus alario) gibi kuşlar da görülebilir. Ormanlarda daha çok Ağaçkakan (Picus) gibi böcekli ve İspinoz (Fringilla) gibi tohumcul kuşlara rastlanır.

                   

          Kuşların doğadaki dengenin korunmasında büyük önemi vardır. Örneğin yırtıcı kuşlar fare, tavşan gibi kemirgen hayvanları avlayarak çoğalmalarına ve ekinlere zarar vermelerine engel olurlar. Pek çok böcekçil kuşlar (Sinekkapan, Kırlangıç) böceklerin aşırı çoğalmalarını önler. 

          Tohum ve meyvelerle beslenen kuşlar, yedikleri bitki tohumlarını uzak yerlerde, dışkılarıyla birlikte atarak bitkilerin çoğalmalarına yayılmalarına neden olurlar.

İnsanın beslenmesinde önemli yeri olan tavuk, anavatanı Güneydoğu Asya olan Kırmızı Orman Tavuğu’ndan üremiştir. Kuşlar çevremize ayrıca çeşitlilik ve güzellik katar;  şair, fotoğrafçılık, müzisyen ve diğer sanatçılara esin kaynağı olarak, bilim adamlarına da doğanın sırlarını çözmeye yardımcı canlılar olarak faydalıdırlar.

  1. Kuşların Karşılaştığı Tehlikeler 

          Her kuşun yaşamak ve neslini devam ettirmek için bazı temel gereksinmeleri vardır. Bunların başında uygun yuva kurma yerleri, yeterli yiyecek ve su bulabilecekleri doğal çevre ve güvenli ortam gelir. Özellikle yuva kurma sırasında rahatsız edilmemeleri, göçler sırasında da öldürülmeden gidecekleri yere varabilmeleri gerekir.

          Kuşlar, yiyeceklerine karışan zehirli sanayii atıkları ve tarım ilaçları yüzünden ölmekte, tankerlerden denize dökülen petrole bulanarak uçamaz hale gelmektedir. Ancak pek çok kuş türü bu temel gereksinmelerini karşılayamamıştır, son 300 yılda 78-80 kuş türü bir daha geri gelmemek üzere yok olmuştur. Bu yok oluşun en büyük sorumlusu insandır. Günümüzde kuşlara ve genel olarak doğal yaşama yönelik en önemli tehlike doğal çevrenin, yaşam ortamlarının yok edilişidir. Ormanlar kesilmekte ve yakılmakta, sulak alanlar kurutulmakta, bu ortamlardan başka yerler uyum sağlamayacak kuş türleri yaşama alanlarının bozulması yüzünden giderek azalmaktadır. 

          Afrika ve Asya’nın ender kuşlarından olan Yılanboyun (Anhinga rufa) yakın zamana kadar ülkemizde de yaşamaktaydı. Fakat Amik Gölü’nün kurutulmasından sonra yok oldu. 

                                                                              

          Dünyada sadece Fas ve Türkiye’de bulunan Kelaynak (Geronticus eremita) Urfa ilimizin Birecik ilçesinde kuluçkaya da yatmaktadır. 1950’lerde sayıları yaklaşık 1200 olan kelaynaklar, 1958’de yapılan yüksek dozda DDT ilaçlaması sonucu hızla azalmıştır. 1990 yılında göçmen popülasyonları tükenmiştir. Geri kalan kuşlar üretim istasyonuna bağımlı olarak yaşamaktadır. 

Kuşlara yönelik tehlikelerin sorumlusu olan insanoğlu, bir yandan da onları korumak, nesli tükenmekte olanları kurtarmak için çalışmakta, bilimsel çalışmalar yürütmektedir.          

         TAKIM: GALLİFORMES, Tavuksular, Tavuklar 

         Yapıları orta ve kısmen de oldukça büyük, basık ve kanatları kısadır. Gagaları kuvvetli, çoğunlukla kıvrık ve uçları aşağı doğru büküktür. Kanatları kısa olduğundan uçuş yetenekleri azdır ve ağır uçarlar. Genellikle başlarında tüysüz olarak çıplak kısımlar veya ibik ve benzeri şekildeki deri uzantıları vardır. Bu yapılar erkeklerde daha büyük ve renklidir (Eşeysel dimorfizm). Midelerindeki taşlık çok gelişmiştir. Yuttukları küçük taş parçaları nedeniyle bitkisel besinleri kolaylıkla öğütürler. 

      Toprak veya ağaçlarda yaşarlar. Toz ve kumda banyo yaparlar; suda kesinlikle yıkanmazlar. Sürüler halinde yaşarlar. Fazla sayıda yumurta bırakırlar ve poligam’dırlar. Kolay evcilleşirler. Erkek kuluçka ile ilgilenmez. Meyve, hububat, tomurcuk ve böceklerle beslenirler. 

         FAMİLYA: Phasianidae, Sülünler, Tavukgiller 

         Alectoris chukar, Kınalı keklik

                                                                       

         Uzunluğu 33, kanat 16 cm’dir. Gaga göz çevresi ve ayaklar kırmızıdır. Burun kısmından başlayan, göz ve kulaktan geçerek boynun iki yanından inen ve gerdanın altında birleşen siyah bir kolye başını süsler.

         Erkek ve dişinin görünümleri aynı olmasına rağmen erkek biraz daha büyüktür. Başın üzeri açık kurşuni, alın daha açık renklidir. Göğüs açık kül kahverengi, karın kısmı koyu krem veya çok açık kahverengi-beyazdır. Ense ve sırt erguvani gri-kahverengidir. Omuz örtü tüyleri daha parlak morumsu, üzeri açık renk lekeli ve harelidir. Gövdenin yanlarında kanatları saklayan uzun koyu renkli tüyler enine siyah, beyaz bantlı, uçları kızıl kahverengidir. Kanatları kapalı durduğunda bu tüyler siyah, beyaz ve kahverengi 9-10 şerit oluştururlar. Kuyruk altı örtü tüyleri kiremit rengidir. Erkeklerin ayağında mahmuz denen kıkırdaksı bir çıkıntı bulunur.

         Çok yağış almayan, kurak ve yarı kurak bölgelerde çalı ve otlarla kaplı taşlı yamaçlar, vadiler ve tepelerde, ekili alanlar ve bağlar çevresindeki taşlı arazilerde sürüler halinde yaşarlar. Kışın sona ermesi ile beraber çift çift ayrılarak eşleşir ve çiftleşirler. 12-16 yumurta yapar ve 24 gün kuluçka süresinden sonra yavrularını çıkarırlar. İki haftalık yavrular palaz tüylerini çıkararak uçmaya başlarlar. Besinlerini taneler, tohumlar, körpe filizler, tomurcuklar ve böcekler oluşturur. Yurdumuzda Karadeniz sahillerinin çok yağışlı sık ormanları ile Marmara, Ege ve Akdeniz bölgesindeki düz ovalar ve sulak alanlar dışında her tarafta yaşayabilirler. Dağların 2800 metre yükseltisine kadar çıkarlar. Kışın sert geçtiği aylarda daha sıcak bölgelere” sökün” denilen göçler yaparlar.   

      Alectoris graeca, Dağ kekliği, Kırmızı keklik, Taş kekliği

                                            

      Uzunluğu 35, kanat 17 cm.’dir. dağ kekliğinin gagası ve ayakları kırmızıdır. Gözünden başlamak üzere gerdan bölümünü kaplayan ve içerisinde kalan bir kesimi çevreleyen bir şeride sahiptir. 

      Yaşlı erkek keklikte alın çizgisi gaga ile göz arasındaki bölge ve göz üzerindeki çizgi siyahtır. Tepe, ense, göğsün ve gövdesinin üst bölümleri mavimsi gri renktedir. Bu renk sırt bölümünde az veya çok bulanık kırmızı bir hal alır. Göğsün alt bölümü ve karın pas sarısı, gövdenin yan bölümlerindeki kanat kalemleri ve büyük göğüs tüyleri renkli bantlar durumunda olup bu bantların uçları kahverengidir. Bu kahverenkli bölümü siyah ve dar bir şerit çevrelemektedir. Kuyruk kırmızı, kahverengi, orta kuyruk tüyleri gri-kahverengidir. Ancak bunlardan ortadakilerinin 2-4 tanesi kül rengindedir. 

      Dişisi erkeğinden biraz küçük olup, gerdan kesiminde bulunan siyah şerit daha dardır ve erkeğinki kadar aşağıya uzanmaz. Ayrıca dişinin rengi genel olarak erkeğinkine nazaran daha mattır. 

      Dağ kekliğinin gagası, ayakları ve gözünün altı mercan kırmızımsı renktedir. Genç kekliklerde gaga ve ayaklar gri renkte, boyun bölgesindeki bant da henüz yoktur. Ancak eylül sonuna doğru gaga ve ayaklar kırmızılaşmaya başlar. 

      Balkan yarımadası, Akdeniz adaları, Filistin, İran, Mezopotamya, Türkistan, Hazar Denizi, Keşmir, Pamir, Himalaya, Çin, Moğalistan ve Doğu Tibet’te bulunur. 

      Yurdumuzda Trakya, Ege ve Marmara’nın bir bölümünde ve Batı Akdeniz yöresinde rastlanır. İç Anadolu’nun kuzeyinde ve Doğu Anadolu’da da yaşadığı bilinmektedir.  Üremesi kınalı kekeliğe benzer.

        Coturnix coturnix (L .) Bıldırcın 

                                                                            

      Boyu 18 kanat uzunluğu 11 cm’dir. Ergin erkekte kahverengindeki sırt tarafı siyah,  pas rengi ve krem sarısı lekelidir. Gözlerin üzerinde beyaz birer çizgi vardır. Gerdanın ortası siyah veya kırmızı-kahverengi, yanları beyazımsıdır. Gerdanın rengi çok çeşitli olabilir. Bazen başın yanları ile birlikte tüm gerdan kırmızı-kahverengidir. Pas rengi olan kursak bölgesinde gayet ince boyuna beyaz çizgiler vardır. Karın tarafının diğer kısımları beyazımsıdır. Vücut yanlarında kırmızı-kahverengi lekeler mevcuttur. İris, gaga ve ayaklar kahverengidir. 

      Dişinin rengi erkeğinkine benzemekte ise de daha mat renktedir erkeklerin gençleri ile yaşlı dişileri ayırt etmek zordur. Gençlik tüyleri ergin dişinin tüyleri gibidir. 

         Ekin tarlaları, otlaklar ve yaylalarda yuvalanırlar. Toprağı hafifçe eşerek açtığı ve kuru otla döşediği yuvasına 8-14 yumurta yumurtlar. Kuluçka süresi 18-20 gündür. Yavrular 2 haftada uçarlar. 6 hafta sonra anaları kadar olurlar.

      Francolinius francolinus (L . ) Turaç

                                                                  

      Uzunluğu 34, kanat uzunluğu 15 cm.’dir. ergin erkekte kahverengindeki tepe ve ense tüylerinin ortaları siyahtır. Tepe ve ense arkasının yan tarafları beyaz lekelidir. Başın yanları siyahtır. Gözün arkasında beyaz bir leke ve boyundaki kırmızı kahverengi geniş bir halka bulunmaktadır. Çene, gerdan, boyun ve göğsün diğer bölümleri siyahtır. Omuz ve sırtın ön bölümündeki tüyleri ise siyah olup, kenarları koyu kahverengidir. Kuyruk sokumu siyah, kuyruk üstü tüyleri ve kuyruk beyaz bantlıdır. Siyahımsı kahverengi uçma tüyleri kırmızı- sarı bantlıdır. Siyah renkteki vücudun yan tarafları beyaz beneklidir. Kırmızı kahverengindeki kuyruk altı tüylerinin uçları beyazdır. Gaga siyah, ayakları portakal rengindedir. 

      Turaç, ülkemizde Haruniye-Osmaniye ve Gavurdağı çevrelerinde, Amik ovasında, Adana’nın Sarıçam yöresinde Hacıarpalar, Altınova, Kuyucu köylerinde, Yüreğir ovasında, Tarsusun Karabucak ormanında, Sebil, Kadirli, Aladağ, Çatalkeli çevresinde, Yeniköy, Alibeğli dolaylarında ve Maraşın Aşağı Andırın bölgesinde bulunan turistik önemi olan bir kuştur. Buna göre Batı ve Güney Anadolu Turaç’ın vatanı olarak sayılabilir. 

         Sazlık ve çalılıklarla kaplı sulak ovalarda, ekin ve pamuk tarlaları kenarındaki sık çalılıklarda yaşar. Yuvasını sık ot ve sazlıklarda yapar. 12-16 tane yumurta yumurtlar. 18-19 gün kuluçkada yatar. Yavrular çıkar çıkmaz anaları ile birlikte yuvayı terkederler. 3 haftalıkken uçarlar. 

      Perdix perdix (L .) Çil Keklik 

                                                           

      Uzunluğu 30-32, kanat 15, kuyruk uzunluğu 5 cm’dir. Ağırlığı 450-530 gr’.dır. Ergin erkekte başın yanları ve gerdan pas rengidir. Sırt tarafında özellikle kuyruk sokumu ve kuyruk üstü tüyleri üzerinde siyahımsı çizgiler ve kırmızımsı enine lekeler vardır. Göğüsün yukarı bölümleri kül renginde olup, gayet ince, siyah renkte ve enlemesine dalgalar yapan noktacıkları ihtiva etmektedir. Göğüsün aşağı bölümünde etrafı beyaz at nalı biçiminde koyu kahverengi bir leke vardır. Karın ve kuyruk tüylerinin alt kısmı bulanık beyazdır. Vücut yanları pas rengi lekelidir. Omuz tüylerinde küçük ve orta büyüklükteki kanat üstü tüylerinin ortasında sadece beyaz bir çizgi bulunup enine lekeler yoktur. Kuyruk tüyleri kırmızı kahverengidir. Kuyruk tüylerinden ortada bulunan dördü açık pas renginde olup, siyahımsı çizgiler ihtiva etmektedir. Diğer kuyruk tüyleri ise pas rengindedir. İris kahverengidir. Gözün etrafında kırmızı bir halka vardır. Gagası mavimtrak gri ayaklar kirli gri renktedir. 

      Britanya Adaları, Avrupa, Batı ve Orta Rusya, Sibirya’nın batısı, Kuzey Kafkasya ve Kuzeybatı İran’da bulunur. Türkiye’de Trakya, Marmara, Ege, Orta Anadolu’nun tamamı ve Doğu Anadolu’nun bir bölümünde yaşar. 

           Boylu otlar, ekin tarlaları, tarla sınırlarındaki dikenli çalılıklarda yuvasını yapar ve 10-20 yumurta yumurtlar. Kuluçka süresi 24-26 gündür. Yavrular çıkar çıkmaz anaları ile birlikte yuvayı terkederler. İki haftalıkken uçabilirler ve 1 yılda erginleşirler.

         Amnoperdix griseogularis, Kum kekliği

                        Kum kekliği

         Çil keklikten biraz daha küçüktür. Erkekte başın üzeri gri, ense sırta kadar açık morumsu gri ve açık beyaz beneklidir. Başında alından başlayan, gözün üstünden geçerek kulak arkasında biten siyah bir şerit ve gagadan başlayarak gözaltından geçen beyaz bir şerit bulunur. Gerdan ve yanaklar petrol rengidir. Göğüs erguvani gridir. Karın kum veya krem rengi, sırtı boz kahverengi üzeri siyah benekli enine koyu ve ince şeritlidir. Kanat uçma tüyleri kahverengi, enine lekelidir. Kuyruk boz kahverengi, enine koyu şeritlidir. Erkek ve dişi aynı görünümdedir.

         Ot ve çalılarla kaplı kumlu ovalarda ve vadilerde yaşar. Ülkemizde Güneydoğu Anadolu bölgesinde görülür. Çok kavgacı bir kuştur. Bulunduğu yerdeki diğer kuşları kovar. 16-22 yumurta yapar. Kuluçka süresi 20-24 gündür. Taneler, tohumlar, yeşil bitkiler, böcekler ile beslenirler. 

        Phasianus colchicus L ., Sülün

                                                                   

      Ergin dişi bir sülünün uzunluğu 53-63, erkeğinki 66-89 cm.’dir. kuyrukları 45-50 cm.’dir. Kanatlar açıldığı zaman genişliği 70-80 cm.’dir. Ağırlığı 0,9-1,2 kg’dır. Sülün tavuğunun büyüklüğü horozunkinin 2/3’si kadardır. Kuyruk telekleri her iki cinsiyette de arkaya doğru ve bir kama şeklinde uzanır. Rengi çok alacalı olup göğüs, karın ve vücudun yan taraflarındaki tüyler kırmızı kahverengi ve erguvanidir. Bu tüylerin etrafı siyah parlak siyah renkte çevrelenmiştir. Sırt tüyleri üzerinde hilal şeklinde beyaz lekeler vardır. Uçma tüyleri kahverengi ve pas sarısı bantlıdır. Gri-yeşil kuyruk tüyleri üzerinde enine siyah bantlar mevcuttur. Bu tüyler kahverengi, kestane kahverengi bir kenarla çevrelenmiştir. İris pas sarısı, gözler etrafındaki tüysüz bölge kırmızı, gaga sarı esmerdir. Erginlerinde mahmuz vardır. Dişi erkekten daha küçüktür. Tüm tüyleri kül rengi-gri zemin üzerinde siyah ve koyu pas rengi lekeli ve bantlıdır. İlkbahar başında 12-16 yumurta yapar. Kuluçka süresi 23-24 gündür. Besinlerini başta böcekler olmak üzere, tohumlar ve taneler oluşturur.  

      Asıl vatanı Kafkasya’da Kolchis’dir. Buradan Güney Avrupa’ya gelmiştir. İran, Buhara, Pamir, Türkistan, Aral gölü, Moğalistan, Çin, Kore, Mançurya, Japonya, Altay ve Kansu’da bulunur. Ülkemizde Karadeniz sahil kesimleri ve Marmara sahillerinde sınırlı sayıda da olsa bulunur.  OGM ve daha sonra DKMP tarafından1969 yılından beri halkalı ve yerli sülün üretimi yapılarak doğaya salınmaktadır.

Erkan KAYAÖZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.