Türkiye’de Yaban Hayvanları- Yüksek Orman Mühendisi Erkan KAYAÖZ

              TÜRKİYE’DE YABAN HAYATININ ÖNEMİ Bölüm:1

                            VE YABAN HAYVANLARI

        I-  YABAN HAYATININ ÖNEMİ

        İnsanoğlu var olduğu günden beri doğaya müdahale ederek onun çehresinin değişimine neden olmuş, nüfusun artması, sanayinin gelişmesi, hızlı kentleşme, çeşitli doğal afetler (sel, kuraklık, orman yangınları gibi), düzensiz ve aşırı avlanmalar tabii kaynakların tahribini hızlandırmıştır. Bütün bunların sonucu olarak hava, toprak, su gibi kaynakların kirlenmesi sonucu ortaya çıkmış, yaban hayvanlarının yaşama ortamları bozulmuş, bazı hayvan türleri tamamen yok olurken birkaç tür de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelmiştir. 

            Yeryüzünde 10 milyon civarında canlı çeşidi olduğu bilinmektedir. Bunun 370 bin civarını bitkiler oluşturmakta, geri kalan kısmı ise böcek ve diğer hayvanlardan oluşmaktadır. Dünya üzerinde canlılara ait toplumların tür sayısı ve birey yoğunluğu, biyolojik çeşitlilik ya da biyolojik zenginlik olarak nitelenir. Gelişmiş teknolojinin tüm doğal kaynaklarda meydana getirdiği zararlardan bitki ve hayvan topluluklarını oluşturan canlı türlerde payını almıştır. Her yeni yüzyıl bu toplulukların biraz daha gerilemesine yol açmıştır. Yapılan çalışmalara göre 1990’lı yıllarda her gün 3 canlı türü yok olurken, günümüzde 20 canlı türü yok olmaktadır. Uzmanlara göre her yıl kaybettiğimiz 30000 canlı türünün yok oluş nedeni,  su, hava ve toprak kirliliği ile bilinçsiz kullanımıdır. Hatta bazı senaryolar önümüzdeki 50 yıl içinde var olan canlı türlerinin %50’sini kaybedebileceğimizi ön görüyor.     

            Birdlife İnternational’ın çalışmasına göre dünya çapında var olan kuş türlerinin %12’si yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Botanic Gardens Consevation International’dan Peter Wyse Jackson’a göre bitki türlerimizin ¼’ü risk altındadır. Tabii ki buna bağlı olarak hayvanlarda risk gurubunun içindeler.

           Bütün bunlar saptayabildiğimiz ve kaydedebildiğimiz kayıplar. Aslın dünya üzerinde hangi canlı türünün yok olduğu tam anlamıyla bilinememektedir. Zira kaybolan türlerin büyük çoğunluğu yağmur ormanlarındaki omurgasız canlılar olup, birçoğu saptanamadan yok olmuştur. Beslenme zinciri içinde bu hayvanlara bağlı gelişmiş canlı türlerinin bir kısmı ya yok olmuş ya da risk altına girmiştir.  

Doğanın kendi kendini yenileyebilen bir kaynak olması özelliğinden dolayı yüzyıllar boyu insanlar, doğaya verdikleri zararın yol açtığı olumsuz gelişmeleri fark edememişlerdir. 

Yaban hayvanlarının neslinin devam ettirilmesi için sürdürülen çabalar, insanların geleceği bakımından yararlı olmaktadır. Çünkü yaban hayvanlarının ekolojik istekleri insanların ekolojik istekleri hemen hemen aynıdır. 

Tabii yaşama ortamları bozulduğunda, ilk önce gelişmiş memeliler etkilenmektedir. Kirlenen toprak ve su yaban hayvanlarında kitlesel ölümlere neden olmakta, bu da insan için bir alarm niteliği taşımaktadır. Özetle denebilir ki tabiatı ve yaban hayatını koruma çalışmalarımızın ürünü, insanın kendi çevresinin korunması olacaktır. 

Av ve yaban hayvanlarını korumak, geliştirmek, düzenli bir avlanmayı ve av turizmini geliştirmek, orman ve dağ köylerinin kalkınmasına ve halkın beslenmesine yardımcı olmak, bütün bu kaynakları milli ekonomiye katkıda bulunacak şekilde devamlı ve düzenli olarak işletmek avcılık ve yaban hayatı çalışmalarının amacını oluşturmaktadır. 

            Yaban hayatı kaynakları bakımından aslında umut dolu bir geleceğe sahip olan ülkemizde, bu kaynakların yeterince korunup geliştirilemediği, yaşama ortamlarının kaldırıldığı, kirlenme ile bozulduğu, usulsüz avcılığın önüne geçilemediği bilinen bir gerçektir. Bu nedenle yaban hayatına ilişkin olan, işlev belirleme, av ve yaban hayatı ağı kurma, envanter yapma, avlanma planı oluşturma, avlak yönetimi, yaban hayvanı üretme, eğitim ve örgütlenme konularında deneyim sahibi olan ülkelerden yararlanmak üzere projeler geliştirilmeli ve pilot çalışmalarda bu birikimlerden yararlanılmalıdır.    

  1. DOĞAL DENGE İÇİNDE AV VE YABAN HAYVANLARININ YERİ 

           Günümüze kadar yaşamaya devam eden av ve yaban hayvanlarının hepsinin doğanın düzenli gelişmesi için yararı olup, hepsinin belirli bir fonksiyonu bulunmaktadır. Doğadaki yerine bakmaksızın bütün hayvan türlerini korumak önemlidir. Çünkü bir türün oluşması için kainat milyonlarca yıl süren evrim geçirmiştir. Aynı zamanda bazı türlerin insanlar için yararını pek bilemiyoruz, onları düzensizce katlettikten sonra bir daha yeniden oluşmasını hiçbir para ile sağlayamayacağız. Ne yazık ki dünyadaki insanlar kendi genetik fonuna yeteri kadar akıllıca yaklaşım yapamamıştır ki, günümüze kadar insanlar yüzünden yüzlerce hayvan türü tüketilmiştir. Av ve yaban hayvanlarının geleceği, insanların onlara karşı üstlenmiş olduğu sorumlulukları yerine getirip getiremeyeceğine bağlıdır.  

           Türkiye’de av hayvanları ve yaban hayatı gün geçtikçe azalmakta, bazı türler ise neslinin tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır.

Halbuki av hayvanları yalnız avcılık etkinliklerine kaynak oluşturarak, her yıl ülke ekonomisine, yaklaşık iki milyarlık bir katkı yapmakla beraber ekolojide, tarım zararlılarını yok ederek tarımda, insan sağlığında da önemli bir yer tutmaktadır. Ekonomiye katkıları ve diğer yararları nedeniyle av hayvanlarının ve yaban hayatının korunması önem taşımaktadır.

        Örneğin bir keklik günde 2000 süneyi tüketmekte, bir baykuş ise bir yılda 1000’den fazla fare yemektedir. Ardıç ağacının tohumu ardıç kuşu tarafından yenilip sindirilmedikçe çimlenmedikleri bilinmektedir. Daha pek çok kuş tarıma ve insana zararlı birçok etkeni ortadan kaldırdıkları için büyük faydalar sağlamaktadır. Yine tarım alanları için zararlı olarak düşündüğümüz yaban domuzları ormanda yiyecek ararken toprağı kazarak düşen tohumların çimlenmesine yardımcı olmaktadır. Birçok bitki türü tozlaşma, döllenme ve yayılma için çeşitli hayvanlara gereksinme duyarlar. 

                                                                                                                                              

               

Yurdumuz gerek coğrafi konumu, gerekse iklimi ve topoğrafik yapısı itibariyle çok çeşitli av ve yaban hayvanı türünün yaşamasına elverişli ortamlara (habitat) sahip bulunmaktadır. Bu ortamlardan başlıcaları; çayır ve meralar ormanlar, tarım alanları ve sulak sahalardır. Bunların alanı yaklaşık 74 milyon hektarı bulmaktadır. 

          Habitat  TipiAlanı(1000ha.)Ülke Alanına Oranı(%) .
        Tarım alanları
27.699

35.60 
  Ormanlar20.20025.90
            Çayır ve meralar  25.014    32.20
            Sulak sahalar  1.343    1.74 
            TOPLAM74.256  95.55

  Ülkemiz ormanları, özellikle geyik, alageyik, karaca, yaban domuzu ve ayı gibi büyük memeli hayvanlar ile birçok kuş türü için elverişli yaşama ortamı teşkil etmekte olduğundan yaban hayatı yönünden çok önemlidir.

Toplam 1.343 milyon Ha büyüklüğünde 250 adet irili ufaklı bir alanı kapsayan sulak sahalarımız ise, barındırdıkları kuş türleri ile uluslar arası öneme sahip bulunmaktadır. Sulak alanların %60’ı tatlı su  %40’ı ise tuzlu ve acı su ekosistemleridir.   

Yurdumuzun milletlerarası öneme sahip A sınıfı sulak alanları; Meriç Deltası-Gala gölü,  Manyas Kuş Gölü, Uluabat Gölü, Eğridir Gölü, Menderes Deltası, Sultansazlığı, Eber Gölü, Akşehir Gölü, Işıklı Gölü, Beyşehir Gölü, Tuz Gölü, Seyfe Gölü, Akyatan Lagünü, Yumurtalık Lagünü, Göksu Deltası, Bafra Deltası, Burdur Gölü, Çamaltı Tuzlası, Seyhan ve Ceyhan Deltaları, Ereğli Sazlığı’dır. A Sınıfı sulak alanlar bir defada 25000 kuş barındırabilirler.  

Ceylan, Yaban Koyunu, Tavşan, Keklik, Çil, Bıldırcın gibi birçok tür hayvanın yaşama ortamı olan çayır, mera ve stepekosistemleri yurdumuzda oldukça geniş alanları kapsamaktadır.

Yurdumuz avlaklarında birçok memeli ve kuş türü yaşamaktadır. Tür çeşitliliğine karşın, av hayvanlarımız aşırı av baskısı, diğer yaban hayvanlarımızda yaşama ortamlarını olumsuz müdahalelerle sayıca normal populasyonlarının altına inmiştir. 

Ülkemiz 16 familyaya dahil yaklaşık 132 tür memeli yaban hayvanı bulunmaktadır. Bunlardan başlıcaları şunlardır. Geyik, (Cervus elaphus  Alageyik, (Dama dama) Karaca, (Capreolus capreolus) Yaban Koyunu, (Ovis ammon anatolica, O.a.gmelini) Yaban Keçisi, (Capra aegagrus) Çengel boynuzlu dağ keçisi , (Rupicapra, rupicapra)  Ceylan (Gazella subguttrosa , G.dorcas) Yaban Domuzu, (Sus scrofa) Ayı, (Ursus arctos) Pars, (Panthera Pardus tulliana) Vaşak, (Lynx Iynx) Karakulak, (Lynx caracal) Yaban Kedisi, (Felis ocreata, F.chaus, F.silvestris) Kurt, (Canis lupus) Çakal, (Canis aureus) Tilki, (Vulpes vulpes) Sırtlan, (Hyaena hyaena ) Porsuk, (Meles meles) Sansar, (Martes foina, Martes vormela, pergusna) Kakım, (Mustela ermiena) Gelinçik, (Mustela nivalis) Kokarca, (Putorius putorius) Su samuru,(Lutra lutra) Tavşan, (Lepus europaeus, Oryctolagus coniculus) Sincap, (Scrius vulgaris S. anomolis). 

   Memeli hayvanlarımızdan Anadolu parsı, karakulak, susamuru, geyik, alageyik, yaban koyunu, ceylan gibileri; tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan ve özel koruma önlemleri olmaksızın kurtarılması mümkün olmayan türler kapsamındadır. 

   Yasak avlanma ve zehirli kimyasallar, askeri hareketler ve doğal yaşam mekanlarının kaybolması, hayvanların yok olması için gereken sebepler haline gelmiştir

III TÜRKİYE’DE RASTLANAN YABAN HAYVANLARI

Türkiye, coğrafi konumu itibariyle eski dünya kıtaları olarak bilinen Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında doğal bir köprü konumundadır. Coğrafi konumunun yanında, topoğrafik ve değişik iklim koşulları Anadolu’yu bulunduğu coğrafi kuşaktaki ülkelerden farklı kılmaktadır.

Bugüne kadar yapılan gözlemler sonucunda, dünyadaki 4200 memeli türünden 132’si, Anadolu’da saptanmıştır; bunun oransal değeri %3,1’dir. Dünyada yaşadığı belirlenen 9000 kuş türünün 426’sına Anadolu’da rastlanmaktadır, bunun oransal değeri %4,7’dir. Dünyadaki 5115 sürüngen türünün 106’sı Anadolu’da yaşar, oransal değeri %2,1, dünyadaki 3025 çift yaşamlı türünün 21’i Anadolu’da yaşar, bunun oransal değeri %0,7’dir. Dünyada saptanan 21000 balık türünün 504’ü Anadolu’da yaşamaktadır. Bu durum Anadolu’nun fauna yönünden zengin bir kıtasal özelliğini ortaya koymaktadır. Fakat 10 bin yıldır pek çok uygarlığın yaşamına sahne olan Anadolu’da, soyu çok önemli ölçüde tükenme tehdidi altında; 55 memeli, 146 kuş, 48 sürüngen, 11 çift yaşamlı ve 58 balık türünün bulunduğu bilinen bir gerçektir.

A)SINIF; MAMMALIA, MEMELİLER 

     Yurdumuzda halen yaşayan 132 memeli türünün çevresel değişimlerden en çabuk ve en yoğun etkilenen hayvan grubu olduğu bilinmektedir. Bu nedenle gerek çevresel değişimler, gerekse bir besin zinciri içinde birbirleri arasındaki ilişkiler açısından önemli gördüğümüz türleri tanıtmaya çalışacağız.

     TAKIM;  ARTIODACTYLA, Çift Tırnaklılar

     FAMİLYA; Cervidae, Geyikler

  KIZIL GEYİK  (Cervus elaphus)  

                                                        Kızılgeyik

          Ayakları uzun zarif yapılı bir hayvandır. Erişkinlerinde gövde uzunluğu 200 cm, omuz yüksekliği 110-150 cm, ağırlığı 100-250 kg kadardır. Kafası hafif öne çıkık, boynu kısa, kulakları büyük ve geniş olup, uçlara doğru sivrileşir, kuyruğu kısadır. Erkeklerin boynuzları uzun ve çatallıdır. Sağrının ağzına doğru uzanan 15-20 cm uzunluğundaki kuyruğunda, sarımtırak veya kırmızımsı sarı aynaya benzeyen bir leke bulunur. Hayvanın rengi sarımtırak kahverengidir, üzerinde lekeler mevcut değil, kalça ve omuz kısımları daha koyudur. Kışın hayvanın rengi grimsi veya kahverengi sarı karışımına döner. Deri kılları sert ve kırılgandır. Yapraklı ve karışık otları tercih ederler. Alt tabakası zengin ormanları her zaman tercih ederler. Genellikle gece yayılırlar. Akşamın ve sabahın alaca karanlığında daha hareketlidirler. Sürüler halinde dolaşırlar. Çiftleşme zamanı Eylül’dür. Gebelik süresi 252 gündür. Tek yavru doğururlar. Doğum Haziran ayında olur. Yavrular doğduklarında ve onu takip eden 3-4 hafta beyaz beneklidirler, sonra renkleri değişir. Ot, yaprak, taze sürgün ve çeşitli meyveleri yiyerek beslenirler. Çiftleşme zamanı erkekler çok uzaklardan duyulan kalın sesleri ile böğürürler. 12-15 yıl, bazıları 20 yıl kadar yaşarlar. Yaşam ortamlarının tahrip edilmesi ve kaçak avcılık türe yönelik başlıca tehditlerdir.

         

          ALAGEYİK  (Dama dama)  

                          

          İnce ve zarif yapılı bu hayvanın, erişkin gövde uzunluğu 130-165 cm, omuz yüksekliği 85-115 cm, ağırlığı 60-135 kg kadardır. Dişiler erkeklere göre daha küçük yapıdadırlar. Yazın rengi kiremit kırmızısı kahverengi, üstü ve yanları iri beyaz beneklidir. Boynundan kuyruğuna kadar uzanan siyah bir sırt çizgisi vardır. Kuyruğu 16-20 cm olup, kenarları beyaz ortası siyah renklidir. Kuyruk etrafında beyaz ve genişçe bir aynası vardır. Karı kısmı açık renklidir. Kışın rengi koyu gri kahverengidir ve benekleri belirsizdir. Erkeklerinin orta sürgünden yukarısı yaba şeklindedir. Dişilerinde boynuz yoktur. Akdeniz bölgesinde 0-800m. Arasında alt tabakası makiden oluşan kızılçam ormanlarında yaşarlar. Genelliklede gece yayılırsa da akşam karanlığı ve sabahın erken saatlerinde daha hareketlidirler. Küçük sürüler halinde dolaşırlar.    

          Sıçrayarak koşmayı tercih ederler. Çiftleşme mevsimi Ekim ayıdır. Haziran ayında tek yavru doğururlar. Nadiren ikiz doğururlar. Çeşitli otları, maki formasyonunda yer alan birçok bitkinin yaprak ve taze sürüngenlerini, olgunlaşmış çeşitli meyvelerini yiyerek beslenirler. 12-18 yıl yaşarlar.

          Yurdumuzda yok olma derecesine kadar azalmıştır. 1966 yılında Antalya-Düzlerçamı mevkiinde tespit edilen 7 adet Alageyik koruma altına alınmış ve sayıları 700’ü bulmuştur. Anavatanı Türkiye olmasına karşın doğal ortamda yeterli bir populasyon büyüklüğünde bulunmamaktadır. Bu türe yönelik tehditler olarak yaşam alanlarının daralması ve yasadışı avcılık gösterilebilir.

                                                                         

          KARACA  (Capreolus capreolus)  

                                   

      Ayakları uzun ve ince, boynu uzun, kafası küçük olan zarif yapılı bir hayvandır. Gövde uzunluğu 100-140 cm, omuz yüksekliği 60-90 cm, ağırlığı 20-30 kg’dır. Burun ve yüz bölgesi küçük, kulağı ise uzundur, 2-3 cm uzunluğundaki kuyruğunun üzeri tamamen kıllarla örtülüdür. Erkeklerin boynuzu 3-5 çatallıdır. Rengi genelde kışın gri kahverengi, yazın ise kırmızımsı sarıdır. Karın kısmı beyazımsıdır. Aynası büyüktür., rengi ise beyaz sarı karışımıdır. Deri kılları sert ve kırılgandır. Alt tabakası zengin yapraklı koru ormanlarını, ibreli-yapraklı karışık ormanları ve bataklıkları sever. Gece ve gündüz yayılır. Genellikle akşam ve sabah saatlerinde, bazen öğleden sonraları ve aydınlık gece yarısından sonra otlar. Atlayarak ve sıçrayarak hareket eder. Yerine bağlı bir hayvandır, çevresinden ayrılmaz, poligamdır. Haziranda çiftleşirler. Gebelik süresi 11 aydır. Genellikle ikiz doğururlar. Yavrular doğduklarında ve ilk altı haftada iri beyaz beneklidirler. Taze sürgün, tomurcuk, yaprak ve ot yiyerek beslenirler. Üzümsü meyveler, kestane, meşe palamudu, yabani armut, erik gibi meyveler, yosunlar, mantarlar, diğer gıdalarını teşkil eder. 15 yıla kadar yaşarlar. Yurdumuzda geniş yayılış alanına rağmen sayıca çok azalmıştır. Yaşam alanlarının daralması ve kaçak avcılık türe yönelik başlıca tehditlerdir.

         FAMİLYA; Suidae, Domuzgiller

         YABAN DOMUZU  (Sus scrofa)  

                                              

         İri gövdesi, kalın ve kuvvetli bacakları ve büyük başı ile güçlü bir görünüme sahiptir. Gövde uzunluğu 130-175 cm, omuz yüksekliği 95-115 cm, ağırlığı 70-250 kg’dır. Kuyruk uzunluğu 20-30 cm’dir. Kırçıl siyahtan açık boza kadar değişik renklerine rastlanır. Kılları sert ve uzundur. Kızışma devresi dışında dişler, yavrular ve genç erkekler birlikte dolaşırlar. “Azılı” denen ve alt çenede 18-20 cm hilal şeklinde köpek dişlerine sahip olan yaşlı erkekler genelde tek dolaşır, bazen guruplar oluştururlar. Dişilerine “beniş”, yavrularına “moza” veya “potak” denilmektedir. Çok iyi yüzer ve çamurlanmayı çok sever. İyi bir örtü ile kaplı her türlü ortamda yaşar. Ekim ve kasım aylarında çiftleşir. Şubat sonu, Mart başında 6-12 yavru doğurur. Toprağı burunları ile kazıp çıkan böcek, larva, solucan, yumuşakça ve fareleri, bitki yumru ve köklerini yerler.  Yaklaşık olarak 20-25 yıl yaşarlar. Ülke genelinde tüm ormanlık sahalarda, çalılıklı sulak alanlarda yaşar, populasyonu en iyi durumda olan memelimizdir.    

         FAMİLYA; Bovidae, Boynuzlugiller

        YABAN KEÇİSİ   :  (Capra aegagrus)  

                

        Ayakları kısa ve kalın, kuvvetli, boynu ince, kafa yapısı orantılı olan, kuyruğu kısa ve üzeri kıllı iri bir hayvandır. Gövde uzunluğu 130-180 cm, omuz yüksekliği 80-100 cm, ağırlığı 45-85 kg kadardır. Kuyruk uzunluğu 15-20 cm’dir. Erkeklerin 150 cm, dişilerin ise 28 cm’ye kadar olan geriye doğru kıvrık boynuzları vardır.  Erkeğin çene altında kıldan uzun sakal bulunur. Yazın derisi kırmızı kahve ve sarı gridir, kışın ise gri kahverengi veya kestane sarısıdır. Sırt bölgesinde çok belirgin siyah kahverengi çizgi mevcuttur. Kafası ve sakalı koyu kahverengi, karnı beyaz veya sarımsı beyaz, ayakların alt kısımlarının önü siyah, arkası ve yan tarafları beyazdır. Kılları kaba ve uzundur.

         Bu tür Türkiye, İran, ve Kafkasya’da bulunmakta olup, yurdumuzda Toroslar ile Doğu Anadolu’nun 3000 metre yükseltiye kadar sarp kayalıklı yüksek dağlarında yayılış gösterir. Erkeklerin 150 cm, dişilerin ise 28 cm’ye kadar olan geriye doğru kıvrık boynuzları vardır.  Kasım ortası ile Aralık ortasında çiftleşirler. Mayıs ayında genellikle ikiz yavru doğururlar.  

         Çiftleşme mevsiminden doğum mevsimine kadar erkek ve dişiler; minimum 10, maksimum 30-40 hayvan bir arada dolaşırlar.  Yaşlı ve güçlü tekeler tek veya 2-3’lü guruplar halinde dolaşırlar. Yaz aylarında dişiler, yavrular ve 3 yaşına kadar genç erkekler sürüle oluştururlar. Çiftleşme mevsimine kadar böyle dolaşırlar. Yaşadıkları ortamda ot, yaprak, taze sürgün, dal, meyve ve yosun gibi bitkisel besinlerle beslenirler. Yaşam süreleri 15-18 yıl arasındadır. 

         ÇENGEL BOYNUZLU DAĞ KEÇİSİ  (Rupicapra rupicapra)  

  

              

         Ayakları uzun ve kuvvetli, boynu uzun, kafası orta büyüklükte olan, kıllarla örtülü kısa kuyruklu zarif bir hayvandır. Gövde uzunluğu 100-130 cm, omuz yüksekliği 70-80 cm, ağırlığı 35-50 kg kadardır. Kuyruk uzunluğu 6-10 cm’dir. 22-30 cm uzunluğunda olan boynuzları dişilerde küt bir kıvrılma yaparken, erkeklerin ise daha keskin bir kıvrılma ile çengel şeklindedir.  Yaz mevsiminde rengi paslı sarıdır. Ensesinden sırtına ve bağrına, dirseklerinden kasık bölgesine kadar iki koyu renkli çizgi uzanır, karnı ise paslı sarıdır. Kışın derisi siyah kahverengi karışımı, ense ve boynun üst tarafı açık sarı, kürek kemiklerinin olduğu bölge siyah, karnı ve kalçasının üst tarafı açık sarıdır. Kılları kalın, sert ve hafif kıvırcıktır. 

         Yaz aylarında 2000 metrenin üzerindeki sarp kayalık yerlerde, derin otlu ağaçlı vadilerde, kışın ise orman içi sarp vadilerde, kar tutmayan yüksek ve sarp yerlerde yaşarlar. 3500 metre yüksekliğe kadar çıkarlar. Çiftleşme zamanı Ekim ve Kasım aylarıdır. Mayıs ayında genellikle tek bazen ikiz yavru yaparlar. Yaz aylarında dişiler, yavrular ve 1-2 yaşlı erkekler sürüler oluştururlar. Yalnız gezen bireyleri ergin erkeklerdir. Erkek guruplar yazın ve sonbaharda gözlenirken dişi guruplara yıl boyunca rastlanır. Besinlerini yazın otsu bitkilerle kışın ise ağaç, ağaççık ve çalıların dal, sürgün ve yapraklarıyla karşılarlar. 15-18 yıl kadar yaşarlar. 

        YABAN KOYUNU  (Ovis ammon anatolica, O.a.gmelini) 

                                       Yaban koyunu

        Dış görünüm itibariyle gövde uzunluğu 120-175 cm, omuz yüksekliği 70-85 cm, ağırlığı ise 40-70 kg arasındadır. Kuyruk uzunluğu 12-15 cm’dir. Yaz aylarında kısa parlak tüylü ve pas kırmızımsı kahverengidirler. İki yaşını geçen erkeklerde renk kışın koyulaşır, yanında karnına doğru açık renkli bir kuşak oluşur. Dişilerin rengi de kışın boz gri kahverengine dönüşür. Mayıs ve Haziran aylarında kıl değiştirir. Erkeklerde doğumdan sonra 4. ayda çıkmaya başlayan boynuzların uç kısımları kıvrık değildir. Koçlarda yaş ilerledikçe boynuz uçlarının birbirine yaklaştığı saptanmıştır. İç Anadolu’da yaşayan koyunların dişilerinde boynuz yoktur. Fakat Doğu Anadolu’da yaşayan türün dişilerinde 18-20 cm uzunluğunda küt bir boynuza sahip oldukları bilinmektedir. Anadolu Yaban Koyunu, Konya Bozdağ’da 42.000 hektarlık bir sahada yaşamaktadır. Saha 1966’da korumaya alındığında 40 civarında olan sayı bugün 1400’e ulaşmıştır. Diğer bir türü olan Ovis ammon gmelini ise Doğu Anadolu’da Ağrı’nın güneyi, Van ve Hakkari’nin kuzeyinde 3000 metre yüksekliğe kadar olan otlu sarp vadiler ve yüksek dağlarda bulunmakta olup, sonbaharda İran’a göç etmekte, İlkbaharda tekrar Türkiye’ye dönmektedir. Bu iki türün görünüşü aynı olmakla beraber O.a gmelini’nin dişilerinde de boynuz vardır. Görme ve koku alma duyuları çok kuvvetlidir. Aralık ayında çiftleşirler. Mayıs ayında genç dişiler tek, 2 ve daha yaşlı dişiler ise ikiz yavru yaparlar. Çiftleşme ve doğum ayları arasında karışık sürüler oluştururlar. Doğumdan sonra ergin genç ve yaşlı erkekler dişilerden ayrılarak ayrı sürüler oluştururlar. Bütün yaz mevsimi boyunca ergin erkekler ayrı sürüler halinde yaşarlar. Besinlerini otsu türler oluşturmaktadır. Yaşam süreleri 15-18 yıl arasındadır.

         CEYLAN (Gazella subgutturosa)

 

              

         Ayakları uzun ve ince son derece narin yapılı zarif bir hayvandır. Gövde uzunluğu 90-110 cm, omuz yüksekliği 55-60 cm, ağırlığı 10-18 kg kadardır. Renkleri açık kiremit kahverengiden koyu krem sarısına kadar değişir. Boyun altı, göğüs, karın altı, bacaklarının kuyruğa kadar olan arka kısmı beyazdır. Alnı ve gözlerinin arkası açık renklidir. 20-24 cm olan kuyruğu siyah renkli sert kıllarla örtülüdür. Erkekleri boynuzludur. Boynuzlar önce yukarı daha sora geriye doğru kıvrıktır. Dişilerinde ise boynuz bulunmamaktadır. 

         Yurdumuzda sadece Şanlıurfa ilinin güney doğusundaki Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliğinde bulunur. Daha çok çöl kenarı ve step hayvanıdır. Ceylan sürüleri bir yaşlı erkek, dişiler ve yavrulardan oluşur. Eylül sonu ve Ekim başında çiftleşirler. Nisan sonu ve Mayıs başında ikiz yavru doğururlar. Besinlerini çeşitli otlar, yumru ve kökler oluşturur. 15-18 yıl yaşarlar.

Yüksek Orman Mühendisi Erkan KAYAÖZ: Bölüm 1

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir