Mavi-Yeşil- Ruhan ODABAŞ

MAVİ – YEŞİL

 Akçakoca Bey seslendi İpsiz Recep’e;

“Davran Recep.”

Davrandı Recep, öptü menevişinden mavzerini

ve ikiletmeden sözü

aldı siperdeki yerini.

Dedi;

“Bundan sonra biz belirleyeceğiz

bu toprakların kaderini.”

Gez, göz, arpacık derken

bir, bir daha, bir daha

seslendi arkalarından;

“Bu topraklara ayak basmayacaksınız bir daha.”

Basamadılar

bayrağımızın yerine

kirli paçavralarını asamadılar.

Ayşe teyze

mübarek elleriyle yaptığı mancarlı pideyi

fırına sürdü.

O günleri yaşasaydı

bağımsızlığı için ülkesinin

gözünü kırpmadan o da ölürdü.

Yaşadı, yaşattı çocuklarını, torunlarını

canı saydı sevdiklerinin canlarını.

Bir dal fındık, bir evlek ıspanak helalinden

kendisi gibi olanlar anlardı ancak kendi dilinden.

Vakit akşam olduğunda

Kefken Limanı’ndan açıldı Ali kaptan.

Dedi;

“Ekmeğimizdir aklımızdaki

acımasız poyraza düşürmesin yaradan.”

Gün ağardığında sağlıkla döndü kıyıya

istavrit, lüfer, palamut, ne verdiyse Allah

ama az ama çok, ona da eyvallah.

Kerpe’yi, Pembe Kayalar’ı, Seyrek’i,

Bağırganlı’yı gezip görmüştü biri,

sesli düşündü;

“Bir dostum bana

yeşille mavinin en yakıştığı yerdir demiş

demiş de anlatmıştı ballandıra ballandıra.

Beni bağışlasın ama

eksik anlatmış gibi sanki;

gelmişiyle geçmişiyle

bilinenlerden çok daha güzelmiş Kandıra”…

Ruhan ODABAŞ 19 Kasım 2024