Yiğit Özcan Armanın Peşinde- Aygün Aynagöz

Kocaelispor’un İzinde Bir “Ortaklık” Hikâyesi: Yiğit Özcan

Hayat bazen en güçlü bağları, en sade anların içine saklar. Benim için o bağlardan biri, Kandıra’da bir okul kantininde başladı.

Kandıra Lisesi’nden yeni mezun olmuşum. Ailemizin simit fırınında çalışıyorum. Okulların açılmasına yakın, Akçakoca İlkokulu’nun kantinini yalnızca simit satmak şartıyla kiraladım. Büyük hedeflerim yoktu; teneffüs aralarında çocuklara yetişmeye çalışan bir esnaftım sadece. Ama o küçük kantinde, bugün hâlâ süren bir dostluğun temelleri atılıyordu.

Teneffüsler kısa, çocuklar çoktu. Herkese yetişmek mümkün değildi. İşte tam o sırada, gözleri ışıl ışıl, enerjisi taşan bir çocuk çıktı karşıma: Yiğit. “Ben sana yardım ederim,” dedi, “ama ortak olurum.” Çocuk aklıyla kurduğu bu cümle, aslında yıllar sürecek bir dostluğun ilanıydı. Her derste bir simit karşılığı ortaklığı kabul ettik. Yiğit her teneffüs “Ortak geldim!” diyerek tezgâhın başına geçer, satış yapar, simidini alır ve dersine koşardı.

O gün bugündür birbirimize “ortak” deriz.

Zaman aktı, yollar değişti ama o samimiyet hiç eksilmedi. İzmit’te karşılaştığımız her ortamda aynı içtenlikle selamlaştık, birbirimizi destekledik. Hayatın acı yüzünü de birlikte gördük. 17 Ağustos 1999 depreminde Yiğit’in abisi Yıldıray’ı ve ailesini kaybettik. Hepimizin yüreğinde derin bir iz bırakan o kaybı unutmadık. Ruhu şad olsun.

Yıllar sonra yollarımız bu kez Kocaeli Kandıralılar Derneği’nde kesişti. Ama Yiğit artık o kantindeki çocuk değildi; kendi yolunu dişiyle tırnağıyla açmış, Çağdaş Kocaeli Gazetesi’nde spor müdürlüğüne kadar yükselmişti. Fakat değişmeyen bir şey vardı: bitmeyen enerjisi ve sarsılmaz Kocaelispor sevgisi.

Yiğit için Kocaelispor bir takım değil, bir kimlik. Bir aidiyet meselesi. Ailesiyle birlikte yaşayan bir tutku. Bu tutkunun en somut hali ise yazdığı kitap: “Armanın Peşinde.” Yeşil-siyah kapaklı bu eser, sadece bir spor kitabı değil; bir kentin hafızası, bir taraftarın hikâyesi.

Ama Yiğit’i özel kılan sadece yazdıkları değil, anlattıkları. Okullara gidiyor, çocuklara şunu soruyor:
“Bu kentin takımını neden tutmuyorsunuz?”
“Hodri Meydan’ı biliyor musunuz?”

Bu sorularla bir bilinç uyandırıyor. Çünkü o biliyor ki Kocaelispor sadece sahada değil, zihinlerde de kazanmalı. Amatör ligden Süper Lig’e uzanan hikâyeyi anlatırken aslında çocuklara şunu öğretiyor: Bu şehir, kendi değerine sahip çıkarsa büyür.


BizKandırayız Şiir Topluluğu olarak Kandıra Hidayet Yelkencioğlu Kültür Merkezi’nde kitabın tanıtımını gerçekleştirdik. İlgi uyandıran bir çalışma oldu. Yiğit benzer programları fırsat bulduğunda imkanları ölçüsünde bir çok okulda gerçekleştiriyor.

Ve sonra…
Bir organizasyon: “Körfez Ailesi İzmit Körfezi’nde Buluşuyor.”

Dördüncüsü düzenlenen bu etkinliğe, yıllarca katılamamış olmanın mahcubiyetiyle, bu kez kırık ayağıma rağmen gitmeye karar verdim. Sağ olsun dostum Levent Özdil beni alıp Seka Park’taki Maide Restoran’a götürdü. Alçılı ayakla yürümek zor ama içeride gördüğüm manzara her şeyi unutturdu.

Yeşil-siyah formalar içinde aileler, çocuklar…
Bir aidiyetin, bir sevdanın canlı hali.

Kahvaltının ardından düzenlenen bilgi yarışması ise bambaşka bir tablo sundu. Sorular Kocaelispor üzerineydi ve çocukların verdiği cevaplar şaşırtıcıydı. Bu sadece bir yarışma değildi; bu, bir kültür aktarımıydı. Bir neslin diğerine bıraktığı mirastı.

Ve o mirasın mimarı, yıllar önce kantinde “ortak” olan Yiğit’ti.

Bugün geriye dönüp baktığımda şunu net görüyorum:
Bazı insanlar sadece kendi hayatını değil, yaşadığı kentin ruhunu da şekillendirir.

Yiğit Özcan, işte tam da bunu yapıyor.

Ve ben, o eski günlerin hatırına hâlâ gururla söylüyorum:
Biz hâlâ ortağız.